Antalya

ALLAH’I EMİR ERİ ZANNEDEN ZAVALILAR.

Allah rahmet eylesin. “Allah ile aldatanlar” kitabını yazan, rahmetli Yaşar Nuri t ÖZTÜRK , bu konuyu en güzel şekilde yazmıştır

 

Allah rahmet eylesin.  “Allah ile aldatanlar” kitabını yazan, rahmetli Yaşar Nuri t ÖZTÜRK , bu konuyu en güzel şekilde yazmıştır. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. O zaman her şeyi daha iyi ve net olarak anladıktan sonra,  sizlere cennet vaat edelerin, ne denli yalancı olduklarını da rahatlıkla görmüş olursunuz.  Utanmazlar, Allah’ı kendilerinin isteklerini yerine getiren, emir eri olarak görmekteler. Böylece de zavallı vatandaşları kandırmaktalar.

17 yıldır ülkeyi yöneten hükümetler sayesinde, milleti Allah ile aldatmak artık adet haline gelmiştir. Diyanet işleri de asli görevini yerine getirmek yerine, adeta tiyatro seyircisi gibi onlara cevap verme acizliği yaşamakta.

Çıkar çevrelerinin din üzerinden fetvalar vermesine göz yumarak,  Allah adını kullanmalarının onlara  makam ve maddiyat sağladığını görmezden gelenlerin, o din tüccarlarının günahlarına ortak olduklarını nedense göremiyorlar. Böylece de çıkarcı din tüccarları o gönül gözleri kör olanlar sayesinde, kendilerine rahatlıkla çıkar sağlamış olmaktadır.

Allah’ı kendilerinin emir eri zanneden zavallıları, bazı makamları elde edebilmek için Allah adını sık sık kullanarak Allaha karşı geldiklerini, Allahın emri diyerek halkı kandırdıklarını görmekteyiz. Bu tür yobaz zihniyetler, Allah adını kullanarak bizleri kandırmaya çalışırlar ve bizleri aptal, kendilerini çok akıllı görme zavallılığını gösteren, zavallı din tacirleridir.

Allah sadece dünyanın değil, 25 sentrilyon gezegenin var olduğunu düşünürsek, evrende dolaşan tüm gezegenlerin tek Allah’ıdır. Onun gücüne, kudretine ve adaletine kimse hükmedemez. Allahın karşısında hiç kimsenin ayrıcalığı olamaz. Kendisini temsil etmesi ve onun adına konuşması için kimseye de vekalet vermemiştir. O kendi işini kendisi yapar. Aciz insanların korumasına asla ihtiyacı yoktur dur.  Öyle Bursa belediye başkan adayı Mehmet Gülpınarın söylediği gibi “Oyunuzu bize verdiğinizde Allah size hesap sormaz. Allah size emaneti sahibine verin demektedir” diyerek, dini şahsi çıkarlarına alet etmeye kalkan bu zavallı din düşmanıdır, adeta Allah’ı küçümsemiştir.Bu arkadaşa soralım “Kaç defa cennete gidip geldin ?. Senin cennete gitme garantin var mı ?.Önce onu ispatla, sonra bizi kandır.”

İnsana sormazlar mı, “O verilmesi gereken emanet sizin gibi olan din simsarlarına değil, de karşı tarafa verin” denirse, o zaman Allah’a karşımı geleceksiniz ?. Allah sizlerin sözüyle hareket etmez. Yaradan’ın yarattıkları arasında ayrımcılık yapmaz, o ayrımcılık ustalığı sizlere aittir. Allah isterse Dünyayı ortadan yok eder. Öyle,” şunu şöyle yaparsanız, sizi cennete gönderirim” diyerek,  din tüccarlarını asla aracı kullanmaz. O din bezirganları kendilerini kandırdıkları gibi, onlar karşılarındakileri de kandırdıklarını zanneden zavallılardır.

Kainatı,  Allah’ın gücünü ve kudretini bilseler, kendi çıkarları için yalan konuşarak, Allahın söylemediklerini söyledi diyerek hurafelerle ortaya çıkmazlardı.

Bu tür cahil din tüccarları, yıllardır ortaya çıkmış ve insanları kolayca kandırarak kendilerine makam ve servet sağlamışlardır. Bu insanların, cennetten arsa satmasına ve sizleri cennete göndereceklerine asla inanmayın. Gidip de geri gelen olmamıştır. Rivayetlere de inanmayın.  Çünkü din tüccarları Allahın ve onun elçisi olan Peygamberin, hatta Kuranın varlığına inanırlar. Hatta, Müslümanlık  kurallarını en güzel şekilde yerine getirdiklerini söylerler ve o şeklide görüntü verirler ama,  çıkarları için onların adlarını kullanarak, sizleri kendi fanatiklerinin yardımlarıyla Allahın ve  peygamberlerin  emirlerine, hatta kitapların söylediklerine  hurafeler katarak, amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Bence onların cennete gitmeleri bile şüphelidir. Onlar yalan konuşmaktan ve insanları kandırmaktan büyük zevk duyar ve dünyalıklarını yapanlardır.

Kimi camilerde toplantılar yaparak, kimide mikrofonlar aracılığı ile camiden çıkanların, dinsel düşüncelerine hükmedebilmek için toplantılarına davet ederek gerçek Müslümanları kandırma yolunu seçer. Bence, onlar gerçek Müslüman olmaktan ziyade, Allahın birliğine ve peygamberlere inanan, fakat ne Allahın nede Peygamberlerin dediklerine uymayarak, sadece Allah ve Peygamber adını kullanarak, kendilerine çıkar sağlayan din bezirganları, yani Müslüman olmaktan ziyade benim deyimimle kimlik Müslüman’ı olan Deistlerdir.

Allah bunların şerrinden ve tuzaklarından gerçek Müslümanları korusun. Seçimlerde bu tür tüccarlara çok rastlamaktayız..

 

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM

Ateş Düştüğü Zaman

Nasreddin Hoca’nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş. Hoca ona mantı pişirip getirmiş. Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş:

– Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.

Hoca hemen:

– Boğazına ateş düştüğü zaman, demiş.

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy