Antalya

BU SEFERDE BİZ KANDIRDIK.

AKP. kadınlar, sokaklarda kendilerine uzatılan tv. mikrofonlarına rahat konuşmaya başladı.

BU SEFERDE BİZ KANDIRDIK.

Süleyman Güdül

AKP.  kadınlar, sokaklarda kendilerine uzatılan tv. mikrofonlarına rahat konuşmaya başladı.

“Her zaman, dara gelince “bizi kandırdılar” diyerek ortadan sıyrılan Erdoğan,a  hatırlatırız. Bir söz vardır, “Biz Lazuk attık saa kazuk”. Biz ona oy vermiş ve onu o göreve taşımıştık, ama o ne yaptı ?, yönetimiyle, adaletin yok edilmesiyle korku içinde sindirilmiş olarak yaşarken, bizlere hakaret edenlere ses etmedi. O yetmedi kendide yaptı, biz hep sustuk. Kibirleriyle, ne oldum delisi olarak, hep bizleri aşağıladılar.

Yaldızlı sözlerle, dinsel duygularımıza girdiler, kendilerine inanmamızı sağladılar ama, kör gözlerimiz artık açıldı. Düşündük ki 25 yıldır kendileri iktidardalar, kendileri zenginleşirken, bizlere açlık ve yoksulluktan başka ne verdiler ki ?. Hep, birileri kendilerini kandırdılar ve onlarda her seçimde bizleri kandırdılar. Bizde  İmamoğlu’na oy vererek, bu seferde biz AKP.yi  kandırdık. Şayet böyle konuşmalara devam ederlerse, kandırmalarımız devam edecektir. Bunu da bilseler iyi olur. Geldikleri yeri unutmasınlar. Onlardan büyük Allah var. ”.  Bu sözler Erdoğan taraftarı olan,  türbanlı birkaç kadının tv. ekranlarından yaptıkları açıklamalardır.

Bir başka AKP. li kadın  “Öyle toplama  ve  zorla meydanlara götürülen bizler, işte bu sefer halk arasında söylenen “Biz Lazuk attuk saa bir kazuk” diyerek, İmamoğlu’na oy verdik. İmamoğlu’nun meydan mitinglerinde asla toplama ve zorla getirilen bir tek kişi yoktu. Milyonlarca kişi, İmamoğlu’nun etnik kimlik ayrımı yapmadan, kardeşlik duyguları içinde birleştirici ve bütünleştirici sözleriyle, hiç kimseye hakaret etmeden, güler yüzü ve dürüstlüğü sayesinde, o insanların meydanlara gelmesine yol açmıştır. Böylece Erdoğan’ı şaşırtan taktik vericiler, hüsrana uğramışlardır.

MHP. nin bazı seçmenleri de “ Küçük ortak mitili Ankara da unuttuğu için, doluya tutulmadan Ankara’ya ulaşmıştır.  Yeni bir seçimden söz edilmemeli derken, acaba korkunun ecele faydası olur mu zannetmekte. Bence küçük ortağın koltuğu çatırdamaya başladı bile. Biz bunu il ve ilçe bürolarında duymaya başladık.  Çünkü, ülkücüler Bahçelinin göreve geldiği günden beri, MHP yi bir yerlere taşıma yerine, daima geriletmiş ve dün ağır sözler sarf ettiği kişilerden medet umarak, koltuğunu elinde tutmayı amaçladığın görülmekte. Bahçelinin hırsı yüzün partinin yok edilmesine göz yumulmayacaktır.

Bahçeli Ekrem İmamoğlu’na “Bundan belediye başkanı olmaz “demesi ise, bazı MHP üyelerini kızdırmıştır. Küçük bir beldenin belediye başkanı 800 bin farkla İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı oluyor da, böbürlenen sayın Bahçeli hangi başarısı ile övünmekte ? onu da anlamış değiliz. Hani devletin başına Devlet gelecekti , ne oldu?. Bırakın devletin başına geçmeyi,  o  ancak dün hakaret ettiği AKP.nin yandaşı olabilmiş ve bizleri de mağdur etmiştir. Bundan sonrada, rüyasında dahi devletin başına gelemez” diyerek kaygılarını dile getirmişlerdir.

Erdoğan İstanbul yenilgisinden sonra, acilen başındaki AKP. şapkasını çıkartıp AKP genel başkanlığından ayrılarak,  ülkenin  Anayasasında ön görülen şartlarda Cumhurbaşkanı olup, zaman  kaybetmende parlamenter sisteme dönerek ve ayrıştırıcı söylevlerinden uzaklaşarak, kötü , küfürbaz ve ayrıştırıcı tutumundan uzaklaşır ve  Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini eskiden olduğu gibi bağımsız duruma getirir ve siyasilerin güdümünden çıkartırsa, işte o zaman kendi koltuğunu bir nebzede olsa sağlamda tutar kanısındayım. Ülke tekrar saygınlığına kavuşmuş olur.

Benden söylemesi, gerisini kendisi bilir.  Yolun sonu görülmeye başladı. Halkın selini İmamoğlu’nda gördük. Bundan sonraki seçimlerde, halk selinin önünde durmak zor olur.

 

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM

Temel ile Dursun çayocağı işletiyormuş.

 

Temel patron, Dursun da çırağıymış. Temel ne derse Dursun hep tersini yaparmış. Artık Temel’in canına tak etmiş, Dursun’u mahkemeye vermiş. Neyse mahkeme günü gelmiş çatmış.

Hakim Temel e sormus:

-“Oğlum nedir şikayetin?”

Temel :

-“Haçim bey ben Dursun’dan sikayetçiyim, o salagın biridur” demiş.

Hakim:

-“Tamam, Dursun’un salak olduğunu ispatla, onu cezalandıralım” demiş.

Temel, Dursun’a:

-“Ula Dursun git bak bakayum, pen dükanda miyim? demiş.

Dursun tabii koşa koşa gitmiş.

Hakim :

-“Hakaten salakmis, surda telefon dururken kosarak gitti salak.

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.