Antalya

EVDE SAĞLIK HİZMETİ ALANLAR, KORONA VİRÜS TARAMALARINDA UNUTULDU MU ?

Evde sağlık hizmeti alanların çoğu 65 yaş üstü hastalar olup, ayrıca hemen hemen hepside yatağa bağımlı olarak yaşamaktadırlar.

EVDE SAĞLIK HİZMETİ ALANLAR, KORONA VİRÜS TARAMALARINDA UNUTULDU MU ?

 Süleyman Güdül

Evde sağlık hizmeti alanların çoğu 65 yaş üstü hastalar olup, ayrıca hemen hemen hepside yatağa bağımlı olarak yaşamaktadırlar.

Zaten Evde sağlık hizmetleri alanlar, yatağa bağımlı olarak muayene, tetkik, tedavi,  tahlil, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlık personelleri tarafından evlerinde ve aile ortamlarında almaktadır.

Yani hastaların her durumu, Evde sağlık hizmetlerince takip edilecek ve en kısa zamanda sorunları giderilecektir diye, Evde Sağlık Hizmetleri El Rehberlerinde yazılmaktadır. Yazılmakta da acaba yazılanlar uygulanıyor mu ?. Bunu da, bu hizmetleri almak üzere kayıt altına alınan hasta vatandaşlarımızın yakınlarına sormak gerek.  Bana sorulacak olursa, Evde Sağlık Hizmetleri El Rehberinde yazılan hizmetleri almak pek de kolay değil. Sadece yazıda. Sağlık Bakanlığınca sunulan Evde Sağlık Hizmetleri uygulama, usul ve esaslar yönergesinde yazıldığı üzere, evde sağlık hizmetlerinin yanında, hastanın yaşadığı ortamın temizliği, evin bakım ve tamiratı, evde yemek hizmetleri, evde berberlik hizmetleri, evde yardım, hastaların banyo yaptırılması yazılmakta da. “Bunların hepsi hastalara verilmekte mi ?“derseniz, ben açıkça birçok hizmetin, emekli maaşınız limitin üstünde gibi eften püften bahaneler ileri sürülerek, verilmediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bugüne kadar, evde bakım ilgilileri kendiliklerinden gelip de, hastaların durumlarını kontrol ettiklerini de maalesef görmüş veya duymuş değilim.  Çünkü bu hizmetleri, hastaneler ve belediyeler vermekte.  Bu bakımda hepsi aynı hizmeti hastaya vermesi gerekirken, topu bir birlerine atarak hizmetin amacını saptırmaktadırlar. Hasta bir Evde Sağlık Hizmetine sorununu aktardığında kendisine “o hizmeti biz vermiyoruz. O hizmeti falanca merkezden alacaksınız” diyerek, topu taca atıyorlar. Hastadan kan ve idrar alınması lazım, ilgiliden alınan cevap “biz almıyoruz, falan merkeze müracaat et.” Hastayı hastaneye götürmen gerekiyor, ilgili merkeze telefon ettiğinde aldığın cevap hazır. “Doluyuz, size 3 veya  4 gün sonra hizmet verebiliriz” denmekte. Talep etmeden doktor gelip de hastaya bakmıyor. Periyodik bir hasta takip planları, maalesef mevcut değil. Ancak hasta yakını hastası için doktor talebinde bulunursa, oda birkaç gün sonra gelmek üzere doktor randevusu verilir. Hastanın durumu acil olsa bile, aynı yöntem uygulanmakta. Çoğu zaman gelen doktorun branşı ise, hastanın hastalık durumuyla hiç alakalı olmamakta. Dahiliye mütehassısı gelmesi gerekirken, hastanın hastalık durumuyla hiç alakası olmayan,  Kalp damar cerrahı gelmekte. Gerekçe ise “doktorumuz geçici göreve gitti” veya ”izinli” olması ileri sürülmekte.

Hastalar herhangi bir konumda uzman doktora gösterilmesi gerektiğinde, Evde Sağlık Hizmetleri nedense kendisini devre dışı bırakarak, hastanın hasta sahiplerince doktora götürülüp getirilmesi önerilmekte. Halbuki, evde sağlık hizmeti alan hastaların çoğu, yatağa bağımlı olarak yaşamaktadırlar. Evde sağlık hizmetleri veren kuruluşlar, hastaların her türlü doktor hizmetlerini ambulans vasıtasıyla yerine getiremedikten sonra, onun evde sağlık hizmetlerin in ne anlamı vardır ?. Bunu da anlamakta zorlanmaktayım.

Gelelim asıl konuya: Dünya genelinde, hızlı şekilde ölümcül bir hastalık yaratan Korona virüs den en çok korunması gerekenler evde bakım hastaları olmaktadır. Çünkü onların çoğunun yaşları 65 üstü ve hepside çeşitli hastalıklarla da mücadele etmektedirler.

Bu hastaların tüm kayıtları, Türkiye genelinde Evde Sağlık Hizmeti veren kuruluşlarda mevcuttur. Ülkede Korona virüs yaygın halde mevcut iken, Evde Sağlık Hizmetleri veren kuruluşlar bu hastaları koruma altına neden almamaktadır ?.Yoksa bu hastalar ölüme mi terk edilmekte ?. Korona virüsün Türkiye de yaygınlaşmaya başladığı günden bu güne, Evde Sağlık Hizmetleri birimleri kendilerinde kayıtlı bulunan hastaların evlerine giderek, onların Korana virüs taramalarını, nedense yapmaktan kaçınmışlardır. Bu konuyla alakalı olarak, Evde sağlık Hizmet birimleri arandığında, hastalara yardımcı olacakları yerde, hastaların hastanelere giderek kontrollerinin yaptırmasını önermektedirler. Bence bu hastalara verilmesi gerekli olan hizmetleri, Evde Sağlık Hizmetleri bizzat yapmalı. Topu taca atarak sorumluluktan kurtulmak kolay olmamalı. Bir hizmet ya yapılır yada hiç yapılmaz. Desinler diye gösteriş olarak yapılan bir hizmet, halkı kandırmaktan başka bir şey değildir.

Sağlık Bakanının bu konuyu dikkate almasını, evde bakım hizmeti alan tüm hastalar adına rica ediyorum. İnşallah ilgililer bu konuyu dikkate alır.Ben, bu konuyu iki yıldır yaşayan biri olarak yazdım. Oda biline!.

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM

 Allah taksimi mi, kul taksimi mi ?

Çocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga döğüş, kıyamet. Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü doğru dürüst bölüştüremiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar koşarak ona başvurmuşlar:

– Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştürüver. Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına:

– Çocuklar demiş, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi?

Çocukların hepsi birden:

– Allah taksimi, Allah taksimi! diye bağırmışlar.

Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alıp bir çocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkaç avucu ötekine, beş altı taneyi berikine. Bazı çocuklara da hiç vermemiş. Çocuklar Hoca’ya itiraza başlamışlar.

– Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin, demişler.

Hoca da:

– Çocuklar, demiş, siz benden Allah taksimi istemediniz mi? Allah taksimi böyledir. O, dilediğine az, dilediğine çok verir, hiç vermediği de olur, herkes kısmetine boyun eğer!

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy