Antalya

MEĞER AKP.’ NİN, İSTANBUL’U ELDEN ÇIKARTMAMA ÇABASI BOŞA DEĞİLMİŞ.

AKP. İstanbul seçimlerini kaybettiğini, neden hazmedememekte ?.

MEĞER AKP.’ NİN, İSTANBUL’U ELDEN ÇIKARTMAMA ÇABASI BOŞA DEĞİLMİŞ.

Süleyman Güdül

AKP. İstanbul seçimlerini kaybettiğini, neden hazmedememekte ?. Her türlü devlet gücünü hukuksuz olarak kullanarak, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun büyük şehir belediyesi başkanı olmasının önünü kesmeye çalışmalarının asıl sebebi, İstanbullunun çıkarına olmayıp sadece AKP. nin büyük maddi kaybının olacağını hazmedemediklerini, tarafıma gelen bir mailden açıkça öğrenmiş bulunmaktayım. Çünkü, yıllardır İstanbul Büyük Şehir Belediyesi İstanbul’a değil, AKP. lilerin arpalığı olmuş ve onlara hizmet etmiş. Bundan dolayı korkuları, sayın Ekrem İmamoğlu belediye başkanı olunca AKP. nin ve yanlılarının para musluklarının kapatacak ve  ayrıca sorumlularının da  hukuk önünde hesap vermeye zorlanacaklarının önünün kesilmesi amaçlanmakta. Yazıyı okuyunca, bunları sizlerde görmüş olacaksınız.

Gelin hep birlikte mailime gelen bir yazıyı değerlendirelim ve ona göre karar verelim. İstanbul dan elde edilen rant kolay kolay AKP.nin kaybedeceği bir rant olmadığını da görmüş olacağız. Bu yazıları okuduğunuzda “ tabi ki AKP. Genel Başkanı, İstanbul’u İmamoğlu’na yar etmemek için elinden geleni yapacaktır ”dediğinizi duyar gibi oluyorum. Belli ki meclis çoğunluğu bunlara alet edilmiş. Mailden gelen yazıyı sizlerle paylaşıyorum, karar sizin.

Gelin birlikte bu ballı kaymaklar neymiş bakalım. Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyük Şehir belediyesi başkan olduğunda :

-AKP ye hizmet eden belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları AKP miting ve toplantılarına bedava partili taşıyamayacak ve artık hizmet vermeyecek.

-16.6 milyon kira alan Okçular vakfı, yani Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan vakfın mütevelli heyetinde ve bu parayı alamayacakmış.

– l6.5 milyon lira Aziz Mahmud Hüda vakfına ödeme olmayacakmış.Bu vakıf Panama belgelerinde adı geçen ve topladığı paraları yurt dışındaki off-shore hesaplarına aktaranmış.

-İmarsız yerlere imar, yeşil alanlara ticari proje, sit alanlarına kafe, tarihi esere  villa yapılmasına asla onay vermeyecekmiş.

-Belediye arsalarından alım ve satımdan doğan ve havuza akan komisyonlar sıfırlanacakmış.

-Önder İmam Hatipliler Derneğine 13.2 milyon,  Türkiye Maarif Vakfına 26.4 milyon, İlim Yayma vakfına 9.3 milyon, 15 Temmuz derneğine  7.7 milyon, İnsan Vakfına 4.3 milyon, Asitane Vakfına 1.7 milyon, Birlik Vakfına 758 bin, Çocuk tecavüzüyle gündeme gelen Ensar Vakfına 28.7 milyon, Meclis üyesi ve ailelerinin kendi ceplerinden yapması gereken Hac, Umra ziyaretleri sponsorluğu son bulacak.

-Yeni dünya Vakfına 1.4 milyon, Darül funun ilahiyat vakfına 2.2 milyon, Enderun vakfına 726 bin lira, Adı sanı duyulamayan birçok vakfa toplam 15.6 milyon, Türgev 41.1 milyon alamayacaklar.

-Arpalık haline gelen ve 8 katrilyon varar gösteren  İspark AŞ., Beltur AŞ., Bimtaş AŞ., İstom AŞ.,Metro AŞ., İsyön AŞ.,Uygulamalı Gaz A.Ş.,Otobüs AŞ.,Medya AŞ. Yönetimlerine el konulacak. Başak şehir futbol takımına  forma reklamı veren Halk .ekmek ve İgdaş, gereksiz yükten kurtulacak. Bunların yerine amatör branşlara destek sağlanacak.

-İstanbul’un talanına son verilerek, İstanbul benliğini kazanmış olacaktır. Millet AKP.  kimlerin yararına hizmet götürdüğünü açıkça görmüş olarak, oy verenler açlık ve yoksulluk altında yaşamaya nasıl mahkum edilmiş,  yandaşların nasıl zengin edilmiş olduklarını esefle göreceklerdir.

Buda şunu gösteriyor ki, İştirakleriyle birlikte 45 katrilyon bütçe,İstanbul halkına kazandırılmış olacakmış. Şayet diğer Büyük Şehir belediyelerinde de bu tür arpalıklar varsa, tabiî ki
Türkiye’de kalkınma olmaz.  Kalkınanlar, yukarıda yazılı olan çıkarcılar olmuştur.

Bu arpalık, maalesef  AKP. lilerin çırpındıkları kadar verimliymiş. Bende olsam bu arpalığı bırakmam. Elimden geldiğince, karşı tarafa kazansa da, elimde olan gücü kullanarak mazbatayı verdirip de  avantadan yoksun kalmam. Görülen o ki, İstanbullulara hizmet götüreceği yerde İstanbul Büyük Şehir Belediyesi yıllardır avantacılar tarafından parsellenmiş, tüm paralar onlara aktarılmış. İstanbulluda hep uyutulmuş. İstanbulluların yemesi gereken helal lokmalar, başka yerlere kolayca aktarılmış. Diyanette buna seyirci kalarak, Müslümanlıkta hiç yeri olmayan haramın helal gösterilmesine çanak tutmuş.

Adeta yıllardır İstanbul Büyük Şehir Belediyesi,  aynı akla hizmet eden çıkarcı bir gurup tarafından haraca bağlanmış, buna da devlet seyirci kalmış. AKP bu un öğüten değirmeni elinden çıkartmaz. Onlar  kendi çuvallarını dolduruyor da, MHP. Genel başkanı Bahçelinin feryadı niye. Değirmenden hisse almadığına göre, menfaati de yok. Bence Bahçeli çıkarcıların değil de, İstanbullunun yanında olmalı.

Bunları okudukça, İstanbullular adına üzüldüm ve Türklüğümü ve Müslümanlığımı sorguladım !.

 

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM.

Hoca, karısını boşamak için mahkemeye müracaat eder.
Hakim, karısının adını sorar. Hoca:
“Bilmiyorum…” deyince, hakim tekrar sorar:
“Kaç senedir evlisin?”
“Kırk sene…”
“Kırk senedir evlisin de, insan karısının adını bilmez mi?”
“Ne yapayım? Geçinmeye gönlüm yok ki, ismini bileyim.”

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.