Antalya

YAZIK BİRDE MÜFTÜ OLMUŞ

Ne yazık ki adam Müftü olmuş ama, din nedir? Allah ile yarattığı kullar arasındaki bağı bilememe cehaletini yaşamakta.

YAZIK BİRDE MÜFTÜ OLMUŞ

Süleyman Güdül

Ne yazık ki adam Müftü olmuş ama, din nedir? Allah ile yarattığı kullar arasındaki bağı bilememe cehaletini yaşamakta.

Bazı kendini Müslüman olarak niteleyen Deistler, Allah’ı ve Cenneti kendilerinin emrinde zannederek, insanların aklıyla oynayarak, onları kandırmaktan zevk alırlar. İnsanların dini inanışlarına leke çalarak, dinin kendi tekellerinde olduğunu ifade etmek ister, bu zavallı din simsarları.

Kimi kendilerinden olanlara kimlik kartı vererek huzuru mahşerde sorguya tabi olmayacağını, kimi cennetin kapılarının onlara sonuna kadar açık olacağını, kimide onlarla aynı yolda yürüyenlerin cennetin en güzel yerinde zevki sefada hayat süreceklerinin müjdesini vererek, zavallı vatandaşların aklıyla oynayarak onların sırtından geçinmek ister.

Bunlarda yetmez, birde ahmaklıklarını sergilerler. Kainatta bulunan tüm canlıların tek sahibi olduğunun onunda adına Allah dediğimizi, adeta inkar ederler. Bu inkar en çok fanatik Müslüman görünüşlü Deistlerde çok olur.

Ben 52 ülkede bulundum. Tüm gittiğim ülkelerde birçok başka ülkelerin insanlarıyla da sohbet etme fırsatını yakaladım. Bana hiç biri Allahın iki tane olduğunu ve tek olmasına inandıklarından Allahın adaletine sonsuz güvenerek, onun insanlar arasında renk, dil, ırk, mezhep ve din ayrımı gözetmediğini ve her insanın Allah’ının aynı Allah olduğunu ayrıca her dinden ve her renkten olan insanın, aynı cennet ve cehenneme gideceğini söylediler. Doğrusuda budur. Hakiki Müslüman asla ölünün arkasından konuşmaz, sadece dua eder. Çünkü ölen insanda renk, dil, din sona ermiş ve sade bir insan olarak bu fani dünyadan göç etmiştir.

Yani cennet, sadece Hıristiyanların veya sadece Müslümanların gittiği yerdir yalanına sığınmayın. Boşuna sen Hıristiyansın cennete gidemezsin, ben Müslüman’ım cennete giderim, senin başın açık cehenneme gidersin, benim başım kapalı cennete giderim  düşüncesine kapılarak, din tüccarlarının oyununa gelmeyin.. İnanışlar sadece Allah ile kulu arasındadır. Gösterişle yapılan ibadet, Allah katında kabul görmezmiş. Tıpkı bilmediğin ve anlamadığın bir lisanla yapılan duanın, Allah katında kabul görmediği gibi.

Geçen gün gazetede okuduğum bir haber, bana bunları yazdırdı. Alanya sporlu Çekya asıllı Josef Sural yaşamını yitirmiş. Çok akıllı olan Alanya Müftüsü ise bir fetva vererek  “ Müslüman olmayanlara rahmet dileyemezsiniz” diyerek, o meşhur bilgeliğini ispatlamış. Peki kime rahmet dileyeceğiz. Yoksa Allah, peygamber, kuran adını kullanarak Cuma namazlar medya ordusuyla giden ,  millet açken kendileri milletin parasıyla zevki sefa sürenlere mi ?. Hadi oradan.  Böyle düşünenden Müslümanlık dinine zarar görür ve ondan din adamı olmaz.

Dini, mezhebi, milliyeti ve dili ne olursa olsun, insan olarak sana düşen, ölünün arkasından Allah rahmet eylesin demektir. Veya çeneni tut ve susarak milletin beyinlerini karıştırma.

İşte sana kıssadan bir hisse: Bir Hıristiyan ile bir Müslüman iki samimi arkadaş olarak aynı mahallede oturmakta. Hıristiyan Simon  marangozluk yapar. Müslüman ise bakkal işletir.  Müslüman beş vakit namaz kılar ve ayrıca hacca gidip gelmiştir. Simon hayvanlara ve insanlara karşı çok büyük kötülükler yapmakla isim yapmış, hayatında da hiç kiliseye gitmemiş. Karısı bile onun yaptığı kötülüklerden utanç duyarmış.

Bir gün Simon ölmüş. Herkese kötülük yaptığından cenazesine katılan olmamış. Gün gelmiş Müslüman hacıda ölmüş, cenazesine katılım çok olmuş.

Aradan bir hafta geçmiş. Müslüman hacının karısı rüyasında kocasını görmüş.  Kocasını cehennemin kapısında, cehenneme girmek için bekleyenler arasında, perişan vaziyette beklediğini görmüş.  Karısı sormuş “Hacı, senin işin ne orada? senin yerin cennet olmalıydı. “ Hacı ağlayarak “ Burada Müslüman olmanın ayrımcılığı yok.  Ben bakkalda kiloyla mal satarken terazide eksik gramla mal satmış ve insanların hakkını yemişim. Onun için buraya gönderildim. Cennet yolundan geçerken Hıristiyan marangozu Simon’u cennete girerken gördüm. Adam hayatı boyunca hayvanlara ve insanlara kötülük yaptı. Yeri cehennem olmalıydı ama, o cennete gitti.” Karısı hayretle sorar “ Nasıl olur öyle ? ” Hacı başını öne eğerek. “ Bir gün çalışırken bir tas su içmeye kalkmış. Tasın içine bir sinek düşmüş. Küçük parmağı ile o sineği sudan kurtarıp, bir taşın üzerine koymuş. İşte o anda işlediği tüm günahları Allah tarafından silinmiş. Cennetle mükafatlandırılmış.” Dediğinde, kadın kan ter içinde uyanmış ve rüyasını herkese anlatmış. Görmüş ki, öbür tarafta da din, renk ve açık kapalı ayrışımı yok.  Dinden ticaret yapanlara inanmadan, ibadetin onların dediği gibi değil de, yaradan ile kişi arasında olması gerektiğini bilmek gerek. En önemlisi, başkalarının hakkını yiyerek, kul hakkıyla öbür dünyaya gitmemek varmış. Onun cezası asla affedilmez ve direk cehennemlik olurmuş insan.

Böbürlenme Müslüman’ım diye. Senden büyük, Kâinatın sahibi olan Allah var. Sen, kendin Müslüman olmadın. Sadece senin şansın, Müslüman bir ülkede dünyaya gelmektir. Allah yanında hiçbir insan dininden, dilinden ve renginden dolayı ayrıcalık taşımamaktadır.

 

ARA SIR BİRAZDA GÜLELİM.

 

Ben Sözümden Dönmem

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar.
– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?
Hoca ak sakallarını sıvazlar.
– Kırk yaşındayım.
Komşusu hemen itiraz eder.
– Nasıl olur Hoca’m?
On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,
deyince Hoca gülümser.
– Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.
Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor.
Göreceksin aynı cevabı vereceğim.
Ben sözümden dönmem, der.

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.