Antalya

YOL AŞAĞI, KAYGAN SABUN ÜSTÜNDE DURMAK ZOR.

Değişmeyen siyasi düşünceyle yola devam eden AKP. hükümetleri, tam 18 yıldır ülkeyi yine değişmeyen aynı zihniyet yapısıyla yönetmeye çalışıyorlar ama, yokuş aşağı kaygan yolda muz kabuğuna değil de, sabuna bastıklarını nedense görememekte. Bunların idaresine kargalar bile gülmekte (!).

Sinem sizin için okusun
Harun sizin için okusun

 

YOL AŞAĞI, KAYGAN SABUN ÜSTÜNDE DURMAK ZOR.

Süleyman Güdül

Değişmeyen siyasi düşünceyle yola devam eden AKP. hükümetleri, tam 18 yıldır ülkeyi yine değişmeyen aynı zihniyet yapısıyla yönetmeye çalışıyorlar ama,  yokuş aşağı kaygan yolda muz kabuğuna değil de, sabuna bastıklarını nedense görememekte. Bunların idaresine kargalar bile gülmekte (!).

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkeyi Osmanlını teslim ettiği düşmanın elinden geri aldığında, ülkede kıtlık ve açlık hüküm sürmekte ve hastalık olanca hızıyla yayılmaktaydı. Ekonomisi ve eğitimi dibe vurmuş bir ülkeyi düşmanın elinden alınca, ilk iş olarak ülke genelinde ekonomik ve eğitimsel yönde kalkınma seferberliği ilan ederek, ülkede fabrika bacalarının tütmesine ve Türk çiftçisinin üretimde büyük rol oynamasına yol açarak, ülkeyi 18 yıl öncesine kadar gelmesini sağlatmıştır ama, 18 yıldır bu ülkeyi yönetenle, ülkeyi kalkındıran Atatürk’ün yolundan gitme yerine, ülkeyi batırıp ülkeden kaçan ve ülkesini yabancılara borçlu olarak yöneten, Osmanlının yolundan gitmeyi kar saymaktadır. Bu ülkede Osmanlı ölmüş, Atatürk yaşamaktadır.

Atatürk, bir ülkenin kalkınmasının öncelikle eğitim ve ekonomiden geçtiğini bildiğinden, köylüsüyle, şehirlisiyle birlik ve beraberlik içinde el ele vermiş ve bu ülkede çeşitli fabrikalar açarak, köylüyü en üst düzeyde destekleyip,  üretilenlerin ihracının yolunu açıp, ülkenin kalkınması için, yapılan bir ithalata karşılık, on misli ihracatın yapılma yollarını açmış ve ülkenin kalkınmasını sağlatmıştı. İşte şimdikiler, ülkeyi düşman elinden kurtararak, ülkenin her  yerini fabrika ağları ile donatan ve köylüsünü  milletin efendi yapan, ekonomide ve eğitimde hızla ilerleme gösteren, bir ülke yaratmış. Şimdikiler,  bu ülkeyi miras yedi olarak görmüş ve özelleştirme adı altında ülkeye girdi sağlayan her şeyi satarak, köylüyü el açar duruma getirmiş, ekonomisi ve eğitimi dibe vurmuş bir ülke yaratarak Türkiye’yi ve Türk halkını yandaş bir avuç zümreye teslim etmişlerdir.

Adeta Atatürk’ten hınç alır gibi, onun adını hutbelerden ve tüm kitaplardan çıkartıp resimlerini depolara atmışlardır. Yani maddi çıkarları yüzünden, Atatürk’e büyük nankörlük yapmaya kendilerine kar saymışlardır. Bilmedikleri bir şey var. Onlar ne yaparsa yapsın, Dünyanın saygıyla andığı ve bu önderi Türklerin kalbinden silemezler.  Atatürk’ün dediği gibi, onların bu düşünceleri bir gün geldiği gibi gidecektir. Türk Milleti sabırla o günü beklemesini bilir ve Atasını kimseye ezdirmez. Hilafet yanlılarına asla geçit vermez.

Çünkü, Türkiye Atatürk’ün söylediği gibi “ şeyhler, dervişler, meczuplar, tarikatlar, müritler, ülkesi asla olamaz ”.  Dinsiz ve deist bir milletin idamesine imkan yoktur, İslam dini öyle bir yüce dindir ki, onların yalan hurafelerle dolu fetvalarının, bu yüce dine zarar verdiğini dünya görmekte. Onlar sadece, dini kullanarak kendi çıkarlarını düşünürler. Ülkelere, en büyük zararları onlar verirler.

Hiçbir zaman o çıkarcılar bu Türkiye Cumhuriyetine ve Atatürk’e zarar veremeyecektir. Belki bir müddet verdiklerini zannederler, ama bir gün yok olduklarını da görürler. Çünkü burası Türkiye ve bu milletin adı da Türk’tür. Atatürk’ün izinde giden, gerçek Müslüman Türklerdir. Onların özlemini çektiği Hilafet bu ülkede yer bulamaz.

Zemin ıslak sabun kayıyor. O düşüncenin insanları ayaklarının altındaki sabuna su döküyorlar da döktükleri yeri görememekteler.

Belki bugün bu sabun kayması, millete refahı sunamamakta. Fakat unutmayalım ki her gecenin bir güneşli sabahı vardır. Kış uykusunda uyutulan halk, bir gün uyanacak ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği ışıklı yolu göreceklerdir. Islak sabun mutlaka üstüne basanı çok kötü düşürür. Allah sonunu hayırlı etsin. Tabi Allah korkusu içlerinde varsa.(!)

Ne mutlu, Türküm ve hak hukuk çiğnemeyen, yalan bilmeyip haram yemeyen Müslüman’ım.

 

ARA SIRA BİZDE GÜLELİM

Ramazan ayında Bektaşi’nin birini ağzında erikle görmüşler.
– Bu ne hal efendim! İftara daha çok var, demişler. Bektaşi de;
– Ben bunu ağzıma koydum ki iftara kadar yumuşasın sonra yiyeceğim, demiş.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı