Genel

Beyaz Önlüklülerin Savaşı

Bir savaş veriliyor Covid-19 canavarına karşı... Savaşan kahramanlar beyaz önlüklüler.

Beyaz Önlüklülerin Savaşı

Bir savaş veriliyor Covid-19 canavarına karşı…
Savaşan kahramanlar beyaz önlüklüler.
Canlarını ortaya koyarak savaşıyorlar bu sinsi düşmanla.
Hayatlarının anlamı yavrularını geride bırakarak savaşıyorlar, tıpkı Kurtuluş Savaşındaki Mehmetçikler gibi…
Bu düşman son derece sinsi, nereden geleceği, nereden çarpacağı belli değil…
Üstelik beyaz önlüğün silahı da yok! Yaratmaya çalışıyor silahı…
Ölmekte olanı diriltmek için var gücüyle uğraşıyor. Kâh ağlıyor kâh gülümsüyor kâh alkışlıyor kâh alkışlanıyor ama gece gündüz demeden, evine dahi gitmeden 7/24 saat hayat kurtarıyorlar.
Bazen bunu görmeyenler de oluyor, hak etmedikleri sözlü hakaretlere, fiziksel tacizlere uğrayabiliyorlar beyaz önlüklüler.
Onların da insan olduğu, onların da sevdiklerinin olduğu, üstelik haftalarca enfeksiyon korkusunu evlerine taşıma endişesiyle evlerine gidemiyorlar, çocuklarını, anne-babalarını, eşini dahi göremiyorlar. Sinsi canavara yakalanan vatandaşı kurtarmaya çalışıyorlar. Sevdikleri için korksalar da görevlerinin başında ayrılmıyorlar. Ne evdeki yaşlı anneleri ne hasta babaları ne okuldan arınmış çocukları ne de kokusunu özlediği yavuklusunu görebiliyorlar.
Sinsi düşman Covid-19 la temasta oldukları için “acaba çocuğumuzu kendi elimizle hasta eder mıyız” endişesi taşımak ne zor bir durum bilen var mı?
Bu korkuyu içten içe hissederek yine de canları kurtarmaya çalışıyorlar.
Genç anne hekimler, hemşireler, hasta bakıcılar haftalar oldu çocuklarınızı bile ne kucakladınız ne öptünüz… Her şey bir biri üzerine geldi; okullardan uzak evler dershane oldu, tv başında nette dersleri ne ölçüde verilip öğretildiği, sağlıklı mı, beslenip beslenmediklerini düşünmeye vakit bile kalmıyor. Hasta mı var koştular artlarına bakmadan… Tedirginlik olsa da koşuyorlar düşünmeden hayat kurtarmaya…
Bazen ağladılar, bazen güldüler çoğu zaman buna da zamanları olmadı ne gülmeye ne de ağlamaya hep çalıştılar, koşuştular hayat kurtarmaya.
Çok yoruldular, psikolojik olarak tükendiler ama yine yılmadılar, korkmadılar, bıkmadılar…
***
Görev başında yüzlercesi enfekte, hayatları bıçak sırtında.
Bu yolda hayatını kaybeden hocaların hocası akademisyenler, uzmanlar, hemşireler her düzeydeki sağlık çalışanları görev şehidi…
Beyaz önlüklüler , hekimlerimiz kaytarıp “durumu idare etmek” yerine fedakârca canını hiçe sayarak sinsi düşmana karşı savaştılar, savaşıyorlar nice canlar kurtardılar, derman arayan çaresizlere derman oldular, umut oldular. Olmaya devam ediyorlar…
***
Beyaz önlüklüler sizler evet sizler Çanakkaleyi savunur gibisiniz.
Mehmetçiğin elinde mavzer, el bombası, süngü, kasatura vardı, canlarını kurşuna siper ettiler metrekareye altı bin merminin düştüğü, mermilerin havada çarpıştığı bir savaşın kutsallığı gibi sizlerin elinde kâh enjektör kah serumlarla koştunuz hastaların imdadına… Bir bakıma düşmanla göğüs göğüse geldiniz. Karşınızdaki düşman çok sinsiydi yakaladığını boğuyordu.
Bedeninizi siper ettiniz tıpkı Çanakkale’deki kahramanlar gibi.
Size ölümü emreden yoktu, siz gönüllü ölüme karşı savaştınız/savaşıyorsunuz.
Kurtarmaya çalıştığınız hastayı yakalayan düşman sizlerden bazı meslektaşlarınızı da yakaladı ve komaya soktu.
Düşmanın pençesinde kıvranan canını teslim etmek istemeyen yüzlerce meslektaşınız beyaz önlüklü var şu anda… Hayatını kaybedenleriniz her gün giderek artıyor. Onlara rahmet dilerken mekânlarının cennet olmasını diliyorum. Aranızda ailemden olan beş genç cephede düşmana karşı savaşıyorlar.
Mücadeleye devam eden sizlere Tanrıdan direnme gücü versin diliyorum. Ülkemin yüz akısınız…

R. Demir (05.04.2020)
#hepbirlikteyeneceğiz #evindekal

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Prf.Dr. Ramazan Demir

Elazığ’ın Keban kazasına bağlı Gökbelen (Zırkıbaz) Köyünde 1947 yılında fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu, Keban Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okulunu bitirerek ilk ve orta öğrenimini sürdürdü; üstün başarılar göstermesi nedeniyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine (Sınıfı) seçilerek lise eğitimini tamamladı. İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji lisans eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, lise öğretmenliği ve idareciliği, Eğitim Enstitüsü öğretmenliği yaptı. 1974 yılında üniversiteye asistan olarak intisap etti; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde asistan olarak görevini sürdürürken, 1750 sayılı yasa hükümleri gereğince İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinde doktora yaptı. 1978 yılında Bilim Doktoru (PhD), 1982’de Üniversite Doçenti, 1988’de profesör oldu. Farklı ülkelerde değişik sürelerle NATO burslarıyla ve Federal Almanya’da DAAD burslarıyla bilimsel çalışmalar yaptı. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bilim alanıyla ilgili olarak birçok makale ve bildiri (470) ve kitaplarının (8) yanı sıra, SCI kayıtlı bilimsel yayınla (145) bilime katkı yaptı, birçok atıf aldı (2.320). Yayınları 46 ayrı Text Book’ta refere edildi, Text Book’larda adına şekiller, resimler, çizimler yer aldı. Yüksek bilimsel (H) Faktörüne (19) sahiptir. Uluslararası bilim merkezleriyle, ABD ve AB ülkelerindeki 8 ayrı üniversite ile ortak projeler yürüttü, AR-GE çalışmalarına katkı yaptı. Sağlık Bilimleri alanında "Bilim Ödülü", üniversite “Hizmet Ödülü”, TÜBA "Kitap Birincilik ve Üçüncülük Ödülü" sahibi olan Dr. Demir’in bilim alanın dışında yayınlanmış sosyal konuları kapsayan kitapları (12) ve çok sayıda fikir-düşünce makalesi (yaklaşık 1650) bulunmaktadır. Uzun süre Anabilim Dalı Kurucu Başkanlığı (25 yıl), Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (9 yıl), Üniversite Senato Üyeliği (9 yıl), 17. M. E. Şurası üyeliği görevlerinde bulundu. Tıp Fakültesi Elektron Mikroskop Görüntüleme ve Analiz (TEMGA) Ünitesinin kurucusu ve başkanlığı (2000-2006), Sağlık Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanlığı (1996-2000) görevlerini yürüttü. Anabilim dalında araştırma laboratuarları, embriyo-hücre kültür laboratuarları, embriy koleksiyonu ve üreme biyolojisi arşivi oluşturdu. Çoğu profesör ve doçent olan 12 akademisyen yetişirdi; binlerce hekimin yetişmesine katkı yaptı. Farklı üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde davetli konuşmacı olarak (Üniversitenin Sorunları ve Çözüm Önerileri, Akademik Nosyon, Bilimsel Yayınlarda Etik Sorunlar, Sağlık Bilimlerinde Araştırma Eğitimi, Ermeni İddiaları ve Cevapları, Cumhuriyete Kalan Miras, Feodalizm ve Dersim Olayları olmak üzere) çok sayıda konferanslar verdi. Antalya TRT yönetiminde uzmanlık alanıyla ilgili konuşmalarının yanı sıra,“bilimin ışığı” konulu programa sürekli (24 hafta boyunca) konuk oldu. Bilimi bir yaşam biçimi olarak seçen, bilimin hayatın gizemlerini çözmeye yönelik tek araç olduğuna inanan Dr. Demir, uluslar arası bilim kuruluşları olan; International Federation of Placenta Association (IFPA), New York Academy of Science (NAS), American Academy Association of Science (AAAS), European Placental Group (EPG), International Federation Society Association of Microscopy (IFSAM) ve Islamic Academy of Science (IAS) ile ulusal Türk Elektron Mikroskopi Derneği (TEMD) ve Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED) aktif üyesidir. Tarih, felsefe ve milli hassasiyet konularında araştırma yapmayı hobi olarak seçen Dr. Demir, ulusal ve uluslararası dergilerde editörler heyeti üyeliği görevini yapmaktadır. İki evladı, beş torunu vardır.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy