GenelMakale

Muhacir Kızı

Göçmen (Muhacir) kızı denildiğinde akla gelen özellikleri herkes bilmeyebilir fakat muhacirliği yaşamış ailelerin torunları iyi bilirler.

MUHACİR KIZI

Göçmen (Muhacir) kızı denildiğinde akla gelen özellikleri herkes bilmeyebilir fakat muhacirliği yaşamış ailelerin torunları iyi bilirler.
Muhacir aile ister Kafkaslardan göçen Çerkez ister Ahıska’dan gelen Türkmen ister Bulgar’dan Pomak Türk’ü ister Balkanların herhangi bir yöresinden olsun onlar ve kızları kendilerini çok iyi tanır ve tarif ederler…
***
Yeni nesil göçmen kızı kendine öz güveni ve akıllı davranışlarıyla takdir toplar. Örneğin 12 yaşındayken, tam da büluğ çağındayken, birileri gibi “kapatma hatun” gelin çiçeği olmaz yani çocuk gelin olmaz; nazik elleri kalem tutar, yazı yazar, sevgi aşılayan kitaplar okur, bunları öğrenir.
Evlilik çağını 9, 12 yaşına kadar indirgeyen yobaz kıl suratlıların lafına itibar etmez; yakın akraba ile evliliği hiç düşünmez, kuzen kardeş sayılır asla eş olmaz/olamaz…
Kim ne derse desin onay vermez.
Aileden akraba sayılan eğer varsa bir talibi 7 (yedi) kuşak geriye doğru bakılır, incelenir, sorulur…
Akrabalık derecesi, süt kardeşliği de dahil…
Sadece “kuzenle” sınırlı kalmaz, komşu çocuğu da kardeş sayılır çünkü aynı sokakta beraber büyüdüğünden çok zorunlu olmadıkça eş olmaz.
Onun için de “komşunun çocuğuna gönlün akmasın” telkini yapılır büyüklerince…
***
Çok çocuk değil bakabildiği/bakabileceği kadar çocuk doğurmayı yeğler, fazlasının hakkını karşılayamaz, hayatları ziyan olur.
Erkek çocuk olsun şartını abes karşılar, soyun devamı sadece erkekle değil ki!
Doğan bebeğin 1/2 kadın ve er kişi tarafının-dır, sadece erkekle bu iş olsaydı kadına yani dişiye neden gerek duysun Tanrı?
***
Kız evladın dar günde daha değerli ve hayırlı olduğunu her anne baba bilir.
Yuva kuruncaya kadar aileye emanet olur evin kızı. Sonra erine emanet edilir, herkesten önce Tanrı emanetidir kız çocuğu çünkü o doğurgandır, yaratana yardımcıdır, muhacir kızı böyle düşünür…
***
9 yaşına gelince başörtü takmak zorunda değildir muhacir kızı…
İçinde uhde kalmasın diye evlenene kadar dilediğini yaşar ama neyi, nasıl, nerede yaşaması gerektiğini bilir fakat herkesin anlayacağı kadar belli etmez…
***
Boşanmak ayıp günah değildir. Yürümeyen bir evlilik zorlanmaz. Kimin ne dediğine bakmaz, olmuyorsa zorlamayla güzellik olmaz.
Hani “gelinlikle girdin, kefenle çıkarsın” lafını kabul etmez…
Koca evinde SIĞINTI dedirtmez, düştüğü yerden kalkar ve yine kaldığı yerden devam eder, hayata hiç bir şey olmamış gibi yeniden başlar…
***
Evden kaçan kızın töre gereği infazı gerekmez.
Sarılır sarmalanır daha iyi korunur .
Düğünlerde sağa- sola bakar, kimse karışmaz gönlünce eğlenir.
Düğün, nişan gibi davetlere giderken süslenir, en iyi kuaföre gider…
***
Nereye giderse gitsin nasıl yaşarsa yaşasın yalan söylemez.
Muhacirlik zor iştir ama düzgün olmak asıl karakterdir. Bu insanlar göz önünde yaşar her şeyi açıktır, ama asla namusuna laf getirmez.
“Ben bir Çerkez kızıyım, bu prensiplerimi kabul eden bana talip olsun. Gönlümün efendisi olacak adamı ben seçerim.
Bazen de benim haberim olmadan o beni seçer”
Kim bilir, seçen mi seçilen mi şanslıdır?
R. Demir (16.09.2020-Dağbeli)

Göçmen (Muhacir) kızı denildiğinde akla gelen özellikleri herkes bilmeyebilir fakat muhacirliği yaşamış ailelerin torunları iyi bilirler.

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Prf.Dr. Ramazan Demir

Elazığ’ın Keban kazasına bağlı Gökbelen (Zırkıbaz) Köyünde 1947 yılında fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu, Keban Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okulunu bitirerek ilk ve orta öğrenimini sürdürdü; üstün başarılar göstermesi nedeniyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine (Sınıfı) seçilerek lise eğitimini tamamladı. İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji lisans eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, lise öğretmenliği ve idareciliği, Eğitim Enstitüsü öğretmenliği yaptı. 1974 yılında üniversiteye asistan olarak intisap etti; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde asistan olarak görevini sürdürürken, 1750 sayılı yasa hükümleri gereğince İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinde doktora yaptı. 1978 yılında Bilim Doktoru (PhD), 1982’de Üniversite Doçenti, 1988’de profesör oldu. Farklı ülkelerde değişik sürelerle NATO burslarıyla ve Federal Almanya’da DAAD burslarıyla bilimsel çalışmalar yaptı. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bilim alanıyla ilgili olarak birçok makale ve bildiri (470) ve kitaplarının (8) yanı sıra, SCI kayıtlı bilimsel yayınla (145) bilime katkı yaptı, birçok atıf aldı (2.320). Yayınları 46 ayrı Text Book’ta refere edildi, Text Book’larda adına şekiller, resimler, çizimler yer aldı. Yüksek bilimsel (H) Faktörüne (19) sahiptir. Uluslararası bilim merkezleriyle, ABD ve AB ülkelerindeki 8 ayrı üniversite ile ortak projeler yürüttü, AR-GE çalışmalarına katkı yaptı. Sağlık Bilimleri alanında "Bilim Ödülü", üniversite “Hizmet Ödülü”, TÜBA "Kitap Birincilik ve Üçüncülük Ödülü" sahibi olan Dr. Demir’in bilim alanın dışında yayınlanmış sosyal konuları kapsayan kitapları (12) ve çok sayıda fikir-düşünce makalesi (yaklaşık 1650) bulunmaktadır. Uzun süre Anabilim Dalı Kurucu Başkanlığı (25 yıl), Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (9 yıl), Üniversite Senato Üyeliği (9 yıl), 17. M. E. Şurası üyeliği görevlerinde bulundu. Tıp Fakültesi Elektron Mikroskop Görüntüleme ve Analiz (TEMGA) Ünitesinin kurucusu ve başkanlığı (2000-2006), Sağlık Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanlığı (1996-2000) görevlerini yürüttü. Anabilim dalında araştırma laboratuarları, embriyo-hücre kültür laboratuarları, embriy koleksiyonu ve üreme biyolojisi arşivi oluşturdu. Çoğu profesör ve doçent olan 12 akademisyen yetişirdi; binlerce hekimin yetişmesine katkı yaptı. Farklı üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde davetli konuşmacı olarak (Üniversitenin Sorunları ve Çözüm Önerileri, Akademik Nosyon, Bilimsel Yayınlarda Etik Sorunlar, Sağlık Bilimlerinde Araştırma Eğitimi, Ermeni İddiaları ve Cevapları, Cumhuriyete Kalan Miras, Feodalizm ve Dersim Olayları olmak üzere) çok sayıda konferanslar verdi. Antalya TRT yönetiminde uzmanlık alanıyla ilgili konuşmalarının yanı sıra,“bilimin ışığı” konulu programa sürekli (24 hafta boyunca) konuk oldu. Bilimi bir yaşam biçimi olarak seçen, bilimin hayatın gizemlerini çözmeye yönelik tek araç olduğuna inanan Dr. Demir, uluslar arası bilim kuruluşları olan; International Federation of Placenta Association (IFPA), New York Academy of Science (NAS), American Academy Association of Science (AAAS), European Placental Group (EPG), International Federation Society Association of Microscopy (IFSAM) ve Islamic Academy of Science (IAS) ile ulusal Türk Elektron Mikroskopi Derneği (TEMD) ve Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED) aktif üyesidir. Tarih, felsefe ve milli hassasiyet konularında araştırma yapmayı hobi olarak seçen Dr. Demir, ulusal ve uluslararası dergilerde editörler heyeti üyeliği görevini yapmaktadır. İki evladı, beş torunu vardır.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy