Gündem

Süleyman Demirel’in Çelişkili Siyasi Hayatı

Süleyman Demirel'in Çelişkili Siyasi Hayatı

Bu gün eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in ölüm yıldönümüymüş…
Türkiye’de hakkında en çok yazılması gereken tek siyasi figürdür… Süleyman Demirel’i öğrenen ve milli düşünen hiçbir yurttaş, siyasi tercihlerinde asla hata yapmaz.

Süleyman Demirel, Osmanlı’dan bu yana geçtiğimiz partili sistemde gelmiş geçmiş en büyük siyasi münafıktır.

27 Mayıs 1960 kanlı faşist darbesinden sonra, bu ülkenin bağrından çıkmış, halkın oyları ile seçilmiş Başbakan Adan Menderes ve iki arkadaşı katil cuntacı askerler tarafından katletmişti.
Üreten, ülkenin asli değerlerine sahip çıkan ve bu devlet için her şeyini feda eden, darbe gecelerinde ATM’lere koşmayın tankların önüne çıkan bu millet, 60 darbesinden sonra partileri olan Demokrat Parti kapatılmıştı.

Millet yeniden örgütlenerek Ragıp Gümüşpala önderliğinde 1963 yılında Adalet Partisi isimli bir siyasi parti kurdu. Gümüşpala’nın yaşı ve rahatsızlığı sebebi ile 1964 yılında Genel Başkanlık görevini bırakmak zorunda kalacaktı.

Partinin tabanı ve tabanı da Gümüşpala’nın yerine partinin en genç öncü kadrolarından ve “Koca Reis” lakaplı Sadettin Bilgiç’i istiyordu. Kongre hazırlıkları yapıldı ve Yüzde yüz kazanacağına kesin gözü ile bakılan Sadettin bilgiç uzun süre tek aday olarak göründü. Fakat son anda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan, ve bir dönem ABD’nin Morrison firmasının Türkiye temsilciliğini yapan Süleyman Demirel isimli bir şahıs da aday oldu.
Kongre yapıldı. Sandıklar kuruldu. Delegelerin neredeyse tamamı Sadettin Bilgiç lehine oy kullanıyordu.

SADETTİN BİLGİÇ YERİNE SÜLEYMAN DEMİREL SEÇİLDİ

Kongre seçim sonuçları açıklanınca başta Adalet Partililer olmak üzere bütün Türkiye şok olacaktı. Tabanın tanımadığı Süleyman Demirel, delegenin çoğunluğunun oyunu alarak genel Başkan koltuğuna oturacaktı. Bir el devreye girmiş, bu milletin has evladı olan, milli değerlerle donatılmış Sadettin Bilgiç’i eliyor, yerine yabancıların bursları ile okumuş Demirel’i seçtiriyordu.
Kongreden sonra ülke genel seçime gitti. Adalet Partisinin tabanın tamamı Anadolu’nun gariban Demokrat Partilileri ide. Ve 1965’teki seçimde o fedakâr seçmen, Adalet Partisini tek başına iktidar yapmayı başardı.

ANADOLU İNSANI DEMİREL’DEN UZAKLAŞMAYA BAŞLADI

Adalet Partisi, Süleyman Demirel öncülüğünde iktidar olur olmaz Anadolu insanından yüzünü yavaş yavaş batı emperyalizmine ve siyonizmin menfaatlerine yöneltti. Türk siyasi hayatına ilkesizliği ve ahlaksızlığı getiren CHP’yi gölgede bıraktı Demirel. Demirel’in bu yüzünü gören Anadolu insanı ondan adım adım uzaklaşmaya başladı. 1970’ten sonra onu tamamen koalisyonlara muhtaç hali bıraktı.

Demirel, 33. Derecede yüksek bir mason olmasına rağmen, seçim zamanlarında din iman Kur’an, Allah laflarını ağzından düşürmezdi.

Demirel’e İslami kesimden hep Nurcular payanda oldular. Önce Nurcuların tamamı, 70’lerin ortalarından sonra da Nurcuların Yeni Asya’cı denen çıkarcı grup Demirel’in yanında yer aldı. En Büyük Demirelci oldu.

“ONLARI BİR KRAVAT VE BİR TAKKE İLE KANDIRIYORUM”

Demirel, “Bu nurcuları nasıl kontrol edebiliyorsun?” diye soranlara, “Onları bir kravat ve bir takke ile kandırıyorum” diye cevap veriyordu.

Demirel’in siyasi münafıklığını gören dindar kesim, 1969’yılında İstanbul Ticaret Odası eski başkanı olan Necmettin Erbakan önderliğinde Milli Nizam Partisi adıyla bir parti kurarak siyasi mücadelesini sürdürdü. Milli Nizam Partisi Kurulduktan kısa bir süre sonra kapatıldı. Akabinde Erbakan, Türk Siyasi tarihinde efsane olan Milli Selamet Partisi’ni kurdu. Ve Dindar kesim bu parti çatısı altında başlayan siyasi mücadelesini bugüne kadar farklı isimlerle kesintisiz sürdürüyor.
Süleyman Demirel, bütün siyasi hayatı boyunca pragmatizmi rehber edinmiş bir politikacıdır.
Türkiye’nin Batı tarafından edilgen bir ülke konumuna gelmesinde İsmet İnönü kadar olmasa bile ciddi katkıları vardır. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin ABD’nin gündemine girmesinde büyük çabaları vardır.

DEMİREL HİÇBİR DARBE VE MUHTIRAYA DİRENMEDİ

Süleyman Demirel, siyasi hayatı boyunca yapılan hiçbir askeri darbe ve muhtıraya karşı direnememiştir. Ordu içerisindeki askeri çetelere hep boyun eğmiştir. İktidarda kalabilmek veya gelebilmek için her türlü siyasi duruş ve görüşü sahiplenebilecek kadar omurgasız biriydi.
28 Şubat 1997’de muhtıracıların yanında yer alarak dindar halka karşı baskıcı bir rejimi tercih etmiş öe o rejimin en tepesinde yer almayı başarmıştır.

Kur’an-ı Kerimden 84 ayetin hükmünü yitirdiğini öne sürerek İslam’da reformu dayamaya çalışmıştır. Bütün siyasi hayatı boyunca dindarları kandırmaya çalışan Demirel, ahir ömründe Müslümanlara karşı cephede yer alarak canını 17 Haziran 2015’te öldü. Merak ettiğimiz acaba Zebanileri de kandırabiliyor mu?

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy