Şiir

  • Ozan Arif’e

    Ozan Arif’e

    Bir ozan geldi geçti dünyadan
    Gönlümde taht kurdu uzaktan
    Ülkü dedi, vatan, bayrak dedi
    Sesi yansıdı özlemi Turan’dan
    ***
    Dost dedi, kardaş Bozkurt dedi
    Kadir kıymet bilmeyene seslendi Vefasızlar uyanın, gidiyor vatan
    Fosil vurdumduymazlar tınmadı!
    ***
    Ülküdaşlık bitti, akitler türedi
    Ülküye ihanet edenleri beğendi
    Koltuğa yapıştı “beka” deyip
    Dün sövdüklerini bugün okşadı
    ***
    Ozandı, aklı olan anlar halini
    Ülküdaş bilir namertin dilini
    Dün tükürdüğünü yaladı bugün
    Dik durdu Arif Ozan eğilmedi
    ***
    Dileğimdir Işıklarda uyusun
    Tanrı’nın himayesinde olsun
    Hüzün başladı Samsun’dan
    Vefasız camia haline ağlasın.

    R. Demir (13.02.2019)

  • Sevgi Busesi…

    Sevgi Busesi…

    Sonbaharın solgun renklerinde
    Aradın sarıyı, yeşili, kızılı.
    Var hepsi de, biri diğeriyle uyumlu.
    Yeşilimsi ile kızılımsı bir başka sevişte,
    Uymuşlar ritmine hazandaki hayatın
    Hüzün kokan atmosferinde…
    **
    Dökülüyor teke-tek daldan yapraklar,
    Dans ederek rüzgârla pek mutlular.
    Benziyor renkleri solgun ufuktaki guruba.
    Kucaklaşıyorlar zemindeki ana toprakla;
    Bırakmadan tek çıplak ayak yeri yolcuya…
    **
    Hayal mi, gerçek mi, şaşkınsın bu akşam!
    Nadir bir atmosferin sarmalındasın.
    Uçamayacak kadar kırık kanatlı ama istekli;
    Yükselmek için Sema’daki mavi denizin
    Galaksilerindeki hayali sevgiliyi bulmak için…
    **
    Yol veriyor sana doğanın güzel ahengi
    Hayalindeki bilinmeyene doğru
    Sanki olmayan bir düşün gerçeğinde
    Yalpalamaktasın.
    Çünkü bir başka düş yok yaşadığın
    Mavi-kızılımsı renge yansıyan düşten başka…
    Raksa hazır sevgi busesi, gurubun harmonisinde…

    R.Demir (15.12.2012)

  • Tanrı Nimeti

    Tanrı Nimeti

    Güzel bir gün; güneş ışıltılı, Bey Dağları beyaz başlı…
    Deniz masmavi, kumrular sabah serenatı için pek nazlı.
    Belli ki uyku mahmurluğu, yeni güne der gibi merhaba…
    Askıdaki renkler dansta esen yele komşu balkonunda…
    Bahçede kediler koruyucu melekten ikram beklemekte..
    Henüz uyanmayanlar da var elbette, rehavette…
    Her uyanış uykudan, yeniden doğuştur der yüreğim,
    Ulu Tanrı’ya hamdeder kusurlu kulu, her şafak vakti.
    Her yeni gün, karanlığın yok oluşu, zilletin ölümüdür!
    ***
    Kışın eşiğindeki yaşamın son çeyreği yoğruldu sevgiyle
    Soluyan her şey gibi gelir sonu bu fani bedenin de…
    Has’ı seçip, sevgiyle yaşamaksa amacı insanın;
    Boş karne ile göçmek varsa, yaşanmalı ömrün her anı!
    “An” deyip geçme muhterem, seni yok saydı şu “an”!
    Yerini umutlara bıraktı keşkeler, egemendir şimdi “iyi ki” ler…
    Yeri yok dimağında pişmanlıklara, bak umutla geleceğe…
    Düşmanıdır nefret sevgiye, sevgi nefrete ve kine…
    Yürü, insanlığı aydınlatmaya, boğ cehalet karanlığını!
    Taviz yok örgütlü cehalete, sahiplen Tanrı nimeti özgürlüğü…

    R. Demir (12.12.18)

  • El olur gider.

    ….El olur gider….
    Gidersem dünyada neyim kalırki!
    Bütün emeklerim yel olur gider.
    Göz yaşlarım kalır dostlara miras!
    Süzülür yanaktan sel olur gider.

    Mevsimsiz şu açan güle dönerim;
    Bırakır dünümü çeker giderim;
    Kapanırsa sonsuza denk gözlerim;
    Şu yalan dünyadan el olur gider.

    Hatıralar kalır benim sazımda!
    Topraklar doluşur kara gözümde!
    UYSAL-m bir ateş yanar özümde!
    Sarar alev,alev kül olur gider.
    şair veli uysal

  • Yosun Gözler

    İlk kar tanesi düştü
    Torosların çıplak tepesine mevsimin.
    Büründü beyaz gelinliğe Kızlar Tepesi
    Yazdı takvim yaprağı: beş Aralık!
    Ardından kış kıyamet, fırtına tufan,
    Çöktü hazana hüzün, sararan yaprağa
    Döngüsüdür doğanın hepsi, der “kozmos”.
    Kime ne düşerse, ya kısmet!
    ***
    Baharı bitti ömrün, başladı kışı!
    “Ne gece gündüze, ne gündüz geceye”
    Evirgendir yaşamın!
    Bilinmez ki bre Tanrı’nın kulu
    Ne kadarı kaldı rezervinin?
    Yazgının kitabındaki hasar!
    Bitmez, tükenmez sandığın
    Ne ömür, ne de enerjin kaldı sana yar!
    ***
    Sardın bir ömrü onlarca ömre,
    Emekle, bilgi ruhu verdin insana.
    Bir yaşamı onlarca yaşama örttün,
    Kusuru olmasın vatana, millete…
    Şimdi ararsın hüzün yüklü ruha
    Derman olacak, şefkat pınarı yürek!
    Hazindir sevdaya, sevgiye hasret kalmak
    Güzel geçen geçmişin anısına
    Dönüp yosun gözde sevgiyi özümlemek..
    R. Demir (5.12.18)

  • Ruhun Hisleri

    Ruhun Hisleri

    Anıların seni çok gerilere götürür…
    Yaşadıklarını düşünürsün…
    Bakarsın ki hayat kısacık bir anmış!
    Ona farklı bakışınla;
    farklı bir anlam kazandığını sanırsın…
    Hiç de değil!…
    Olup biten çok şeyin
    farkına varamazsın çoğu kez;
    çünkü sadece bir noktayı görürsün…
    Hayat, andan ibaret sanırsın;
    gaz kütlesi misali akıp giden…
    Farkına bile varamıyorsun…
    ₺₺₺
    Çok mutlu olduğun anlar oluyor elbet,
    salt karabasanlarla dolu değil;
    görebileceğin tüm güzellikleri
    görür ve yaşarsın;
    ya da “gel-geç” deyip
    herşeyi akışına bırakırsın…
    Acılar mı?!
    Hayatın tam hakkını vererek yaşarsan;
    Dolu mu dolu;
    Anlam kazanır zaman tünelinde hayat…
    ₺₺₺
    Hayatın anlamı; ruhunu, kalbini sevgi
    işgal ettiği oranda yaşadığın kadardır!
    Ruhunda hissettiklerinle..

  • Suçlu…

    Zaman, tik-tak-tik
    yelkovanın ucunda tükenmekte,
    Ömür kısa, akan nehir
    galaksinin ucu sonsuzlukta,
    Nasıl geçtiyse geçti,
    kemala eren ömür
    Suçlu olan,
    koparılan takvim yapraklarında..

  • Belki Yine Gelirim

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir 
    Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü 
    Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa 
    Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse 
    Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de 
    Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka 
    Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler. 

    Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent 
    Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü 

    Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini 
    Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki 
    Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan 
    Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı 
    ‘Tükürsem cinayet sayılır’ diyordu birisi 
    Tükürsek cinayet sayılıyor artık 
    Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların 

    Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara 
    Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense 
    Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar 
    Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor 
    Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği 
    Ve fakat bir cellât gibi yetişiyor pusudaki 
    Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük 

    Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum 
    Okuduğum bütün kitaplar paramparça 
    Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma 
    Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent 
    Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum 
    Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler 
    Bir gazete sayfasında sere serpe bir yosma 

    Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor 
    Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere 
    Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak 
    Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık 
    Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri 
    Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu 
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük 

    İçimde zapt edilmez bir kırma isteği 
    Dizginlerini koparan bir at sanki bu 
    Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar 
    Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa 
    Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum 
    Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte 
    Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim 

    Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa 
    Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez 
    Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı 
    Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye 
    Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür 
    Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak 
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük 

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir 
    Bir gök gürlese bari diyorum bir sağanak patlasa 
    Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem 
    Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü 
    İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne 
    Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz 
    Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün…

  • Esenlikli Güne..

     

    Esenlikli Güne..

    yüreği sembol zarfın kapağına
    bir mühür
    titretir özlem yüklü yüreğini…
    ***
    Kuşluk vakti şahit secdene
    yaratılmışlığın kutsallığında
    mahrem yalnızlık senin olur.
    İki kapılı hanın son kapısında
    kapanırsa hışımla yüzüne,
    ne cevap verebilirsin ki!
    gökteki yıldızlar acır haline…
    ***
    Hazan yapraklarını yel alır
    dans eder düşerken toprağa
    dökülür daldan dillerdeki türküler
    misali biteviye…
    ***
    Sevgi döker beyaz zemine divitin
    mavi gök ve yansıması bir deniz
    varlığındaki yok olan varlığın
    “Dokuz Oğuz Boyundan” kalan biz!..
    ***
    Tanrım, nefes almak ne saadet;
    her demi sınırsız bir servet
    hasret, özlem de olsa yaşamın
    yeni bir güne haber olmak ne güzel…
    ***
    Seher ışıkları yansır yüreğine yeniden
    Tanrı nimetidir yaşadığın her an
    İçine doğar bir umut, arı dilekle
    Esenlikli güzel yeni bir güne…

    R. Demir (27.11.18)

     

  • Nasıl Anlatsam

    Söylemesi bir dert, yazması çile
    Şimdiden çaresiz cümleler bile
    Bir türlü tarifin gelmiyor dile
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Üzülmez mi aldırmaz mı haline
    Kalem versen şu gönlümün eline
    Hece yetmez saçının bir teline
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Gözlerin ilhamım Haktan hediye
    Bakışınla yandım döndüm deliye
    Korkuyorum seni kirarim diye
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Düşünüp ağladım aktı gözyaşı
    Nereye sığdırsam o hilal kaşı
    Uğraşır bulamam bir satırbaşı
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Yazmıyor baktım binlerce kitaba
    Sözleri aşıyor harcanan çaba
    Gözlerinden mi başlasam acaba
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Hislerime bir yol olsaydı keşke
    Kalbimi bıraksam bu büyük aşka
    Gamzeyle gülüşün ne kadar başka
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Ah ceylan bakışlım Nazlı edalım
    Sen yürek yakışlım kara sevdalım
    Mis gibi Gül kokulum, tatlı belalım
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    İçimi derinden yakarken acım
    Bilsen sana nasıl nasıl! Muhtacım
    Gönlümün sultanı sensin baş tacım
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Bir adım atıp ta dönerim geri
    Vicdanım halimin en zayıf yeri
    Tükendi elimin kalmadı feri
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Ererken muradım ruhumun yası
    Sevgiye sevdaya doydu dünyası
    Ey şair gönlümün tatlı rüyası
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Senindir bu şiir, senin bu beste
    Kendini bulursun bu titrek seste
    Son şansım olacak o son nefeste
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam

    Kalemle kağıtla öyle her gece
    Sevenler ermiş böyle bir güce
    Sevdan yüreğimde ne kadar yüce
    Bilmem ki bir seni nasıl anlatsam.

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy