Kültür-Sanat

Anadolu sevdalısı…

Sinem sizin için okusun
Harun sizin için okusun

Anadolu sevdalısı...

Zülfü Livaneli ile sohbet edebilmek büyük bir şans. Daha önce çok defa yapılmış tespitleri tekrarlamak değil amacım, ama şöyle anlatalım: Livaneli ’yi dinlerken sık sık gözlerimin büyüdüğünü fark ettim. O konuşurken daha önce hiç duymadığınız cümleler duyabiliyorsunuz, beyninizde kıvılcımlar çakıyor. O yüzden, Türkiye ’nin en büyük orkestra şeflerinden Rengim Gökmen ’in Livaneli için neden “Filozof” dediğini daha iyi anlıyorsunuz. Ya da Türkiye ’nin en iyi opera solistlerinden Teyfik Rodos ’un “Sevdalım Hayat” turnesini anlatırken Gökmen ve Livaneli için “Onlarla çalışmak, onlarla sürekli sohbet etmek, bilgi alış verişinde bulunmak” diye başladığı cümlesini, sonra “Daha doğrusu sürekli bilgi alışında bulunmak, veriş daha az oluyor; muhteşem bir şey” diye düzeltmesini daha net algılıyorsunuz. Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi ’nde haziran ayındaki ilk konserlerinden biri olarak açılış yapan “Zülfü Livaneli ile Sevdalım Hayat” konserleri, sonbaharın iyiden iyiye kendisini hissettirdiği ekim ayında (9 Ekim) yeniden Harbiye ’ye döndü. Konserde Livaneli sahneye Almanya ’da müzik eğitimini sürdüren 15 yaşındaki Ali İnsan ’ı da davet etti. Genç müzisyen, “Güneş Topla Benim İçin”i seslendirirken, Livaneli ’ye de “Bugün beni burada çok mutlu ve onure ettiniz size çok teşekkür ediyorum. Sizin olağanüstü tüm eserlerinizi her zaman büyük bir coşku, sevgi, gurur ve saygıyla okuyacağıma söz veriyorum” diyerek teşekkür etti. Biz de yaz boyu tüm kıyı kesimlerini ve Anadolu ’yu dolaşan, yoğun ilgiyle karşılaşan turneyi Zülfü Livaneli, Rengim Gökmen ve konserin solistlerinden Zeynep Halvaşi ve Teyfik Rodos ile konuştuk.

BU PARÇALARLA BÜYÜMÜŞ KUŞAKLAR VAR

Konser öncesinde kuliste bir araya geldiğimiz Livaneli, “Böylesine bir ilgiyi bekliyor muydunuz” sorusunu “Bekliyordum ama bu kadarını değil” diye yanıtlarken, şöyle devam etti: “Çünkü 50 yılı aşkındır halkımızın önündeyim. Senfonik formatta olmasa da diğer boyutta yüzlerce, binlerce konser yaptık. 97 yılında Ankara ’da Hipodrom ’da en büyük konserimizi verdik, 500 bin kişiyi geçti orada sayı. Bütün bunlar bir şeyi gösteriyor: Müzisyen olarak yaptığım besteler evet, halka mâl olmuş. Ama başka boyutları da var işin, sadece müzikte kalmıyor. Ben başından beri şunu anlatmaya çalıştım. Ben bir yorumcu değilim. Tutmuş parçaları yorumlayan, ses gösterileri yapan falan birisi değilim, yapamam da zaten, beceremem. Kendi bestelerini söyleyen bir insanım. Aşık Veysel de söylüyordu, Neşet Ertaş da söylüyordu, onlar gibi ben de kendi parçalarımı söylüyorum. Fakat suyun çatlağını bulması gibi, sanatın ilginç bir gidişi var. Ben bu besteleri tek başıma yaptım; Ankara Askeri Hapishanesi ’nde yaptım. Stockholm ’de sürgündeyken yaptım, Türkiye ’yle hiçbir irtibat yoktu o zaman… Kuyunun dibinde bir taş gibi kaybolmuş zamanlarımda yaptım. Fakat o parçalar, iki kişi, beş kişi, milyon kişi derken geldi, bu kadar insana yayıldı. Türkiye ’nin dağarcığına girdi, müzik sistemine, hafızasına girdi. Artık bu parçalarla büyümüş kuşaklar var. Herkes kendi hikâyesini hatırlıyor. ‘Yiğidim Aslanım ’ söylendiği zaman hem dinliyor hem de kendi yiğitlerini, aslanlarını düşünüyor. ‘Gözlerin ’i dinlediği zaman sevdasını düşünüyor, onunla el ele tutuştuk, yürüdük diye düşünüyor, hüzünleniyor. Öbür parçalarda da öyle… Hepsi, kendi hayatının bir dönemiyle ilgili ve üçüncü, dördüncü kuşağa geliyor artık. Çok uzun sürmüş bir macera bu. Dolayısıyla ben konser teklifleri çok alıyordum. Hatta kardeşime geliyordu, o da bunalmıştı. 80 ’den fazla konser önerisini maalesef yapamıyoruz diye reddetmek zorunda kalmıştık. Ben çünkü kitaplarıma gömülmüştüm, kitaplarımı yazıyordum. Niyetim de yoktu bir daha konser yapmaya.” Livaneli, İzmir ’de LÖSEV yararına yapılan bir konserin “Sevdalım Hayat” konserlerinin çıkış noktasını oluşturduğunu dile getirdi. O konserde Livaneli besteleri çalınırken, konseri Rengim Gökmen yönetiyor, Teyfik Rodos ise solist. “Bu işin mimarı” diye nitelediği Rodos ’un o gün bir hayal kurduğunu söyleyen Livaneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim eserlerimi Londra Senfoni, Moskova Senfoni, Berlin Filarmoni gibi çok büyük orkestralar çaldı, ama solistli değil. Yani, enstrümantal ve senfonik müzik olarak çaldılar. Hatta Paris ’te Zubin Mehta yönetti. E, bunları biliyoruz, onlar var. Ama bu format yoktu. Bu nasıl bir format oldu? Dedi ki Teyfik ile Rengim Gökmen, ‘Türkiye ’nin en iyi müzisyenlerinden bir filarmoni orkestrası oluşturacağız, bunlarla icra edeceğiz, Rengim Gökmen yönetecek, solist arkadaşlarımız da bunları sunacak. ’ Ben de dedim ki, ‘Çok güzel, ben de zevkle dinleyeceğim. ’ (Gülüyor) Sonra bana, ‘Ama sizin sahnede olmanız lazım, insanlar sizi istiyor ’ dediler. ‘Ne yapabiliriz ’ diye düşünürken sonunda bir çare bulduk, “O zaman ben bu parçaların hikâyelerini anlatayım” dedim. Yani üç beş parçada iştirak edeyim ama esas olarak bu parçaların hikâyelerini anlatayım. Çünkü Türkiye ’nin çalkantılarından geldim. 14 yaşındaydım 60 ihtilalini yaşadım. Sonra 71 geldi, bizim kuşağın üzerinden silindir gibi geçti, sonra 80… O kadar çok arkadaşlıklarım, dostluklarım var ki, Yaşar Kemal ’le zaten 44 yıl beraberdik. Abidin Dino ’yla yıllarca beraberdik. Yılmaz Güney ile film müzikleri yaptık, “Sürü” ve “Yol” filmlerinde. Uğur Mumcu, Ülkü Tamer, Erdal Öz, Can Yücel, Ahmed Arif, Onat Kutlar. .. Sayamayacağım kadar çok insanla olaylar yaşadık ve paylaştık. Şimdi bunları anlatıyorum; ‘Yiğidim Aslanım ’ın hikâyesini bu şekilde dinleyince insanlar daha bir farklı algılıyorlar, olayın boyutunu, derinliğini anlıyorlar. Ama hep ağıt yakan bir insan da olmamak lazım. Zaten benim kişiliğim de öyle değil. Biz Yaşar Kemal ile çok gülen insanlardık. Burada da bazen böyle şakalar yapıyorum, ‘talk show ’ haline geliyor, insanlar müthiş gülüyorlar. Dolayısıyla, bu da kulaktan kulağa yayıldı ve bu konser talepleri şimdi bizim karşılayabileceğimizin çok üzerine çıktı. 2020 ’de bile ne kadar çok var şimdi. Ne yapacağız, bilmiyorum (gülüyor)… Bir de arkada görüntüler var, Yiğit Aslan arkadaşımız hazırlıyor. Yani çok boyutlu, edebiyat, sinema, müzik bir arada; benim yaptığım bütün işler…

‘ATATÜRK DE BUNU GÖSTERDİ’

Konsere olan ilgiyi değerlendiren duayen sanatçı, bestelerinin Türkiye ’de ve dünyada bu kadar beğenilmesinin nedenini ise şöyle anlattı: “Ben aslında bir tek şeyi görüyorum burada: Benim halk müziğinden, bağlamadan gelmem, halk müziğini çok iyi biliyor olmam, o ruhu taşıyarak beste yapmam… Halk müziğini tekrarlamıyorum. Türkü söylemiyorum. Ama benim bestelerimin yüzde 90 ’ının temelinde Anadolu ’nun yüzlerce yıllık kültürünün vuruşlarını duyuyor insanlar. ‘Leylim Ley ’de duyuyor, ‘Yiğidim Aslanım ’da duyuyor, ‘Sevda Değil ’de duyuyor. Hemen ‘Bu benden ’ diyor. Bu da Türkiye ’de halkın benimsemesi, yurtdışına da farklı bir şey götürmek anlamına geliyor. Yani orada da tereciye tere satmamak anlamında. Değerli müzik adamımız Rengim Gökmen’in harika şefliğinde değerli bir filarmoni orkestrası, muhteşem bir şekilde çalıyor, yadırganmıyor. Tam tersine insanlar filarmonik bir konserde heyecandan ayağa fırlıyor. Halk türküsünü düzenlersen bu böyle olmaz. Benim bir tarafım halktan geliyor ama bir tarafım da tabii Batı müziğinden geliyor. Bu aslında, Türkiye ’de aradığımız Doğu ile Batı arasındaki sentez diye yorumlar duyuyorum. Halka mâl olmuş durumda, ben en çok ona seviniyorum. Aslında bence Atatürk ’ün müzik devriminin de hedefi buydu. Bizim halk türkülerini çok seslendirmek değil. Çünkü onun için yazılmamış o parçalar. Halkın tek sazıyla, kavalıyla çalması söylemesi için yazılmış. Ama sen o duygudan hareket edip, o ses sistemi üzerine parçalar yazıp bunu da büyük şairlerimizle birleştiriyorsan ve halka tekrar senfonik olarak veriyorsan halk alıyor. Bu bir örnek aslında, kendim için söylemiyorum bunu. Türkiye ’deki modernleşmenin yolu aslında bu olmalı. Ne yerlilikten kopmalı, ne çağdaşlıktan kopmalı… Atatürk de bunu gösterdi. Livaneli, “Halk anlamaz” düşüncesine karşı olduğunu ifade ederken, şöyle konuştu: “Halk en iyisini de anlar, ama entelektüeller arası bir oyun haline getirirsen sanatı, halk anlamaz değil, halk reddeder.” Büyük sanatçı, “Sevdalım Hayat” turnesiyle Gaziantep ’te ilk kez konser verdi, Hatay ’a ise yıllar sonra gittiğini ifade etti. Bu konserlerin çok güzel geçtiğini söylerken, “Sadece sahnede değil. Sokakta, yolda, lokantada müthiş bir ilgiyle karşılandık. Gece yarısı sokaktan geçiyoruz, o karanlıkta insanlar görüp geliyor. Ben televizyonlara çıkmıyorum, popstar değilim, star da değilim. İşte bu çok derin bir ilişki” diyor. Zülfü Livaneli ’yi hangi görüşten, hangi kesimden olursa olsun insanlar severek dinliyor, bunu dile getirdiğimizde, “Şöyle tahmin etmeye çalışıyorum: Türkiye ’de yurtsever olan, mutlaka Atatürk devrimlerini benimsemiş (çünkü benimsemeyenler beni sevmez) ve bu ülkenin daha iyi olmasını, daha kardeşçe yaşamasını, daha modern, onurlu bir ülke olmasını isteyen herkesle ben sarmaş dolaşım. Ama bir takım marjinal gruplar var, hangi tarafta olursa olsun. Onlarla benim yıldızım hiç barışmadı zaten, en başından beri” yanıtını verdi.

‘ADALET KONUSUNDA FELAKETİ YAŞIYORUZ’

“Sevdalım Hayat” konserlerinde sanatçı, sahneden politik mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor… “Osman Kavala ’ya, Selahattin Demirtaş ’a, hapisteki Cumhuriyetçilere ‘Özgürlük ’ demekten çekinmiyorsunuz” dediğimizde ise, “Batı ’da, Doğu ’da, Ege ’de, her söylediğim yerde alkışlanıyor bu laflarım. Çünkü benim ne niyetle söylediğimi biliyor insanlar. İnsanları barıştırmak gibi bir misyon üstlenmişim, karınca kararınca. Tabii ki benim çabam yetmez ama işimin gereği de bu. Sanatçıyım, topluma ne diyeceğim? Umutsuzluk, düşmanlık mı yayacağım. Bizim görevimiz zaten kardeşlik. Mesela Osman Kavala ’nın hapiste olmasını anlamak mümkün değil. Bir sivil toplumcu arkadaşım, iyi niyetle bu kadar güzel şeyler yapmış ve sadece kültür alanında yapmış. İnanılmaz güzel şeyler. İddianame bile yıllarca yazılamıyor. Büyük bir felaket yaşıyoruz aslında adalet konusunda. Benim dedem hakim, babam savcı, amcalarım hakim. Hukuk evinde büyüdüm. Bizim Livaneli, sahiden bilinen bir soyadıdır hukukta. İlk sanık sandalyesine geçme şerefi de bana aittir siyasi nedenlerle” diye gülerek noktaladı sözlerini. Livaneli, ailedeki hukukçulardan bahsederken bir de anısını anlattı: “Babam Yargıtay Başkanı ’yken makam arabası vardı. Biz üçüncü katta oturuyorduk, gelirdi, üstten bakardım, siyah, uzun bir araba. Ne ben, ne annem, ne kardeşlerim o arabanın içini görmedik, şöförünü de görmedik. Bırakırdı babamı, giderdi. Biz de ondan sonra diyelim ki babaannemlere gideceğiz, otobüs durağında bekler, biner, giderdik. Türkiye buydu.”

‘ÇOCUK ÖLDÜRMEK MANTIĞA SIĞMAZ’

İstanbul ve Hatay ’daki konserleri dinlemeye ve izlemeye Gezi Direnişi sırasında çocukları katledilen aileler de gelmişti. Hepsini sahneden selamlayan Livaneli ’ye o anları hatırlattığımızda, “Hatay ’da Ali İsmail ve Ahmet Atakan ’ın ailesi geldi, konser öncesinde kuliste görüştük. Burada, İstanbul ’da Berkin Elvan ’ın ailesi geldi. Çok acı şeyler. Bizim solistler ağlıyor, onlar ağlıyor, biz ağlıyoruz. Bu acılar çektirilmemesi gereken acılar. Benim hayret ettiğim; sosyal medyada Berkin Elvan ’la ilgili bir paylaşım yapıldığında, ‘Neden Eren Bülbül ’ü söylemedin ’ yazıyorlar. Eren Bülbül de benim çocuğum. Çocuk ölümleri üzerinden siyaset yapmak dünyanın en aşağılık işidir, bunu nasıl yapıyorlar anlamıyorum. Tabii ki biz öldüren PKK ’yi de lanetliyoruz, ama bizim masum yavrumuzu devletin güvenlik güçleri öldürünce, zırhlılar panzerler eve dalıp çocuklarımızı ezince susalım mı? Çocuk öldürmek diye bir şey mantığa sığmaz. Kutuplaşmış toplum kopar sonunda birbirinden, birbirini anlamaz hale gelir” diye konuştu.

‘KAHRAMAN KADIN’

“Sevdalım Hayat” konserleri çoğunlukla interaktif geçiyor, seyirciler arasında gördüğü kişileri selamlayan ve onlarla ilgili anılarını anlatan Livaneli ’ye gazetemiz yazarı Zeynep Oral ’ı da sahneden selamladığını anımsattığımızda ise, “Zeynep benim en eski arkadaşlarımdan birisidir. Daha tarih 75-76 falan, benim ismim Türkiye ’de yeni yeni duyuluyor. Albüm gelmiş, ben kendim yokum, herkes politik bir kimlik yakıştırıyor, korsan kasetler ortada başka resimlerle falan… Zeynep Oral, o zaman da çok itibarlı bir gazeteci, Milliyet Sanat dergisini çıkarıyor ve sanat konusunda otorite. Benimle röportajlar yaptı, yazılar yazdı, sadece bana değil; Genco Erkal ’a, Mehmet Ulusoy ’a, Leyla Gencer ’e, herkese… Öyle bir sahip çıktı ki, ben Zeynep ’e çok şey borçluyum. Olaylar o tarafa, bu tarafa sürüklüyor ama o böyle dimdik, pusulasından hiç ayrılmadan duruyor. Kahraman kadın…” dedi.

GÖKMEN: PROJE HEYECAN VERİYOR

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Genel Müzik Direktörü ve Orkestra Şefi Rengim Gökmen, “Sevdalım Hayat” konserlerinde Livaneli orkestrasını yönetiyor. Harbiye ’deki konser öncesi kuliste sorularımızı yanıtlayan Gökmen, turneye olan ilgiyi şu sözlerle anlattı: “Her şeyden önce Zülfü Livaneli, bir sanat insanı, bir müzik insanı, bir yazar, bir edebiyat insanı, bir sinema insanı olarak Türkiye ’de çok büyük izler bırakmış. Biz onun çok sevenleri olduğunu tahmin ediyorduk. Ancak şunu ifade etmeliyim ki, hiçbir şekilde konserlere başladığım zaman bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmedik. Bu konserler 5-6 tane diye başladı. Benim en fazla yaptığım konser 6 veya 8 ’dir yani. Biz hep yeni şeylere döneriz. Ama bu 15 ’i geçmiş durumda ve yarılamadık dahi daha programı. Bir de İstanbul, İzmir, Bodrum, Ayvalık, Çeşme gibi sahil kentlerinde ve büyük metropollerde, ki Ankara ’da seslendirilmedi henüz, seyirci büyük bir beklenti içerisinde. Buralarda büyük bir ilgi olmasını normal karşılayabiliriz. Ama Gaziantep, Hatay, Adana, Denizli gibi kentlerde de çok yoğun bir ilgiyle karşılanması Zülfü Livaneli ’nin Türk toplumuna mâl olmuş çok önemli bir sanatçı, çok önemli bir kişilik olmasından kaynaklı. Ben düşünür diyorum her şeyden önce Zülfü Livaneli ’ye. Çünkü müzik yoluyla düşünüyor, yazın yoluyla, sinema yoluyla düşünüyor ve bu düşüncelerini taşıyor topluma. Bu düşüncelerin arkasında hiç eğilmeden duran bir kişilik. Bir filozof. “Müzik alanında, çok enteresan bir şey, bu kadar asil ve duru kalıp bu kadar kitlelerle kucaklaşabilmek” diyen Gökmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir denklem var mı, var. Ne kadar popülist yaklaşırsanız, o kadar geniş kitlelere yayılıyorsunuz. Ne kadar yükselirseniz, o sizi daraltıyor. Zülfü Livaneli bu konuda çok önemli bir istisna ve gösterge. Çok kendisi kalarak, hem Anadolu kokularını buram buram hissettirerek müziğinde, hem de evrenselliğe uzatarak dallarını, bu bakımdan çok özgün bir kişilik. Belki de tek kişilik. Bu nedenle bu proje bana heyecan veriyor.” Konserin solistleri Teyfik Rodos, Görkem Ezgi Yıldırım ve Zeynep Halvaşi ’nin çok başarılı opera sanatçıları olduğunu ifade eden duayen şef, “Opera sanatçıları deyince, bazen bazıları biraz dudak bükerek bakıyor. Çünkü opera söylemek çok zor bir şeydir. Şarkının en zor alanıdır opera söylemek. Hatta bazen bir aryayı söylerler, herkes söyler. Ama operayı baştan sona söyleyemezler. Kondisyon meselesidir… Fakat, bazı opera sanatçıları şarkı söylemeyi opera gibi yaparlar ve bu yakışmaz. Bu arkadaşlarımızın bu konuda çok büyük bir deneyimi var, onlarla da çalışmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Son söz olarak da Serkan Halili gibi, Erdem Şimşek gibi, Ferhat Livaneli gibi kendi alanlarında müthiş olan insanlar var, orkestrada müthiş virtüöz çocuklar var. İnanılmaz. Gençlerden oluşmuş bir milli takım gibi, bir şef daha başka ne ister?” diyerek sözlerini noktaladı.

HALVAŞİ: DERS GİBİ

Zeynep Halvaşi de “Sevdalım Hayat”ın şu yönüyle farklılaştığını ifade etti: “Zülfü Livaneli yıllar sonra tekrar sahnede. Müziğiyle, anılarıyla, sözüyle, fikriyle sahnede. Bizlerin ve seyircilerin çok özlediği bir durum bu. Dolayısıyla Zülfü Hoca ’nın isminin geçtiği her yerde bu ilgi çok beklediğimiz ve aynı sahnede yer almaktan dolayı onur duyduğumuz bir durum.” Konserlerin devam edeceğini de söyleyen Halvaşi, “Çünkü bu repertuvar, bu şarkılar benim kuşağımın şarkıları. Türkiye ’de kilometre taşı olmuş şarkılar. Biz bunlarla büyüdük. Seyirci o kadar büyük korolar oluşturdu ki bu konserlerde ve o kadar güzel eşlik ediyorlar ki dolayısıyla bu konserlerin devamlılığı asla sürpriz değil. Biz de sahnede olmamıza rağmen, Zülfü Hoca ’yı dinlerken inanılmaz keyif alıyoruz. Her konser, her prova büyük bir ders gibi, hem fikirsel hem de zihinsel anlamda. Her seferinde başka bir heyecanla dinliyoruz; bugün yeni ne öğreneceğiz heyecanı” diye konuştu.

RODOS: SEVENİ ÇOK

Teyfik Rodos ’ta konserlere olan yoğun ilgiyi şöyle değelendirdi: “Sonuçta büyük bir orkestra bile olsa melodiler, her şey aynı. Sadece armoniler biraz yoğunlaştı, enstrümanlar arttı. Ama o bizim melodilere sadık kalındı. Dolayısıyla, en taşradaki yere gittiğimizde bile insanlar yabancılık çekmedi. Çünkü bilindik, o tanıdık melodiler hep kulaklarında. Zaten üç nesildir insanlar Zülfü Hoca ’nın parçalarıyla büyüdüğü için, dolayısıyla bütün parçalara zevkle eşlik ettiler, severek. Gaziantep, Antalya, İstanbul diye ayırmaya imkân yok. Çünkü Türkiye ’nin dört bir yanında inanılmaz bir seyircisi ve seveni var. Parçalarını söyleyen insanlar var. Dolayısıyla İstanbul, Gaziantep ya da ilerde olursa Erzurum, Diyarbakır bizim için hiçbir şekilde farklı bir ortam değil.”

GELECEK KONSERLER

Bugün ve yarın: Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi 16 Ekim: İzmir Kültürpark Fuar Atatürk Açıkhava Tiyatrosu 19 Ekim: Bursa Açıkhava Tiyatrosu 16 Kasım ve 7 Aralık: Congresium Ankara

KONSERDEN ÖTE

NEBİL ÖZGENTÜRK Zülfü Livaneli ile “Sevdalım Hayat” konser – anlatı projesi, neden izdiham, izdiham! Her kentte, her performansta “güzel şeyler” oluyor; insanlar toplanıyor, koro oluyor, hep birlikte gülümsüyor ya da gözyaşı döküyor, geçmişi hatırlıyor, düşünüyor ve neşelenip muazzam duygularla ayrılıyor 3,5 saatin ardından, zorlukla bilet bulduğu şölen alanından. Aslında konserden, canlı şarkı dinlemekten, melodilere eşlik etmekten öte bir durum yaşanıyor. Tabii ki yarım asrın şarkılarına hasret var, tabii ki Livaneli ’yi sahnede görme isteği var. Romanlarıyla, ürettiği bestelerle ülkenin en sevilen ve ilgi gören sanat adamlarından biri Livaneli… Ki önceki yıllarda da kalabalık konserler yapan, meydanları dolduran, milyonu bulan dev sahne gösterileri tarihe kazınan bir sanat insanı, evet. Ama… Livaneli ’nin toplamda en fazla 4 şarkı söylediği bir sahne olayı, neden böylesine görkemli gelip geçiyor? Bence, birbirinden özel ve insani 20 hikâye, hatıra ve düşünce aktardığı “Sevdalım Hayat” sahne projesinin ayrıntılarla dolu bir tılsımı var. -Ülkenin her bir köşesinden yoğun talep almaya devam ediyor ‘Sevdalım Hayat ’, 10 şehir ve salon diye yola çıkıldı, 40 ’a 50 ’ye gidiyor- Öyle ki tam yerinde ve zamanında başlayan bu Türkiye projesinde kalplere yansıyan, izleyici kalabalıklarının aklına kazınan şudur; Livaneli ’nin bestesi kadar, şarkı sözlerindeki fikir ve düşünce ırmağı… 20 yıldan fazla emek vererek kaleme aldığı köşe yazılarındaki birleştirici, akıcı üslup ve yaydığı umut iklimi… Roman satırlarından süzülen ülke dramları… Senaryolarından yansıyan tarihsel hatırlatmalar… Ve elbette yıllar boyu verdiği konferans-söyleşilerinin dinleyiciler üzerindeki etkisi, hafızalara kazınan sorular ve analiz deryası var. Yani, “Sevdalım Hayat”a olan ilgi konserden öte, eğlenceden gayrı bambaşka bir beklentinin de yansıması… O kalabalıklar, Zülfü Livaneli ’nin, yıllar içinde biriktirdiği ve damıta damıta akıttığı düşünce zihin dünyasını da işitmekten büyük keyif alıyor, işitecek olmanın heyecanını yaşıyor. Livaneli ustada da bir kez daha paylaşma heyecanı var. Tanıdığı, tanımadığı milyonlara, sevenlerine sunduğu düşünceler, fikirler, gözyaşları, anılar, ülke tarihinden parçalar, hatta bugüne, geleceğe dair analizler var o sahne olayında çünkü… Ve tamamen tesadüf ki 23 Haziran İstanbul Seçimi ’nden hemen sonra başlayan bir konser bu… Bir ferahlama ve umut rüzgârlarının ardından yani… Ki seçimden zaferle çıkan Ekrem İmamoğlu ’nun da ilk konseri izleyip o 6.000 kişilik dev koroya katıldığını da hatırlatalım…

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.

Kapalı
Kapalı