Makale

“DEDELERE MAAŞ, BEDAVA ELEKTRİK” ALEVİLİĞİN KİMYASINI BOZAR!

“İyi ama biz de vergi veriyor, askerlik yapıyoruz; camiye veriyorsa cemevine de versin, devlet olanaklarından neden yararlanmayalım” diyen o kadar çok Alevi kardeşim var ki

“İyi ama biz de vergi veriyor, askerlik yapıyoruz; camiye veriyorsa cemevine de versin, devlet olanaklarından neden yararlanmayalım” diyen o kadar çok Alevi kardeşim var ki…

Alevilerin (esasında bütün toplumun) koyun misali güdülmekten kurtulup özgür ve eşit yurttaş olmaları, laikliğin tam ve eksiksiz tesis edilmesine bağlıdır. Bunun birinci şartı, inancın finansmanının bireylerin uhdesine terk edilmesi yani Diyanet’in lağvedilmesi, ikincisi de temel eğitim-öğretim sistematiğinde dini hurafeye karşı durularak bu kepaze müfredatın reddedilmesidir.

Çünkü AKP iktidarı fen ve sosyal bilimler derslerine ayrılan süreyi kısaltıp, bu süreyi dini bilgi ve pratiği derslerine eklemiş, dini eğitim süresini 2000 yılı öncesine göre üç kat arttırmış, neredeyse okulla camiyi eşitlemiş, eğitim; cami vaazı formatına evrilmiştir. Bizler 2019 yılı için 10,4 milyar lira bütçe öngörülen (1) Diyanet denilen ‘hıyanet’ kurumunun bütçesini tartışırken, MEB Din Eğitimi Genel Müdürlüğünün 2018 yılı bütçesi 19,2 milyar düzeyine yükseltilmiştir. Bu miktar, eğitime ayrılan toplam bütçenin %35’idir. (2)

İçinde bulunduğumuz bütün olumsuzlukların sorumlusu olan iktidar ve güdümlediği seçmenin paradoksu şudur; bilim, refah, beka mı; kaynaklarımızı dine akıtıp, “benim olsun, senin olsun” diyerek kavga etmek, tükenmek ve emperyalizme teslim olmak mı? Başka bir deyişle; Irak, Suriye, Afganistan olmak mı; yoksa İskandinavya ülkelerinin refah seviyesine çıkmak mı?

“İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR”

Anlaşılan odur ki, Fetö ihanetinden ders çıkarmayan, Menzil ve Ensar gibi cemaatleri desteklemeye devam eden iktidar, amacından vazgeçmeden antilaik konumunu güçlendirmeyi sürdürecektir. O halde bilim ve aydınlanmanın olmazsa olmazı durumundaki laikliğe yurttaşların sahip çıkması ve bazı önlemler alması bir zorunluluktur.

Eğer emperyalizme ve karanlığa teslim olmak istemiyorsak, bölgemizde olan-biteni akıl süzgecinden geçirmemiz, çocuklarımızı okullarda dayatılan dini hurafeden, cin-peri hikâyelerinden korumak, ülkemizin bekasını korumakla eşanlamlıdır. Bunun yolu, yargı yoluna başvurmak, AİHM ve ulusal mahkemelerin “Zorunlu Din ve Ahlak Bilgisi Dersleri” konusunda verdiği emsal kararları örnek göstererek, çocuğun din derslerinden muaf tutulmasını sağlamaktır.

Alevilerin Diyanet, cemaat ve dini tuzaklardan uzak durması gerçeğini özellikle yazmamın nedeni; iktidarın son süreçteki “sahte Alevi aşkıdır…” Geçen hafta ana akım tv kanallarından birinde izlediğim tartışmada, AKP’li eski üst düzey bir bürokrat, yardımcısı hakkında şunu söylüyordu; “çünkü kendisi Aleviydi. Alevilerden Fetöcü çıkmayacağına emindim”.

Öyledir ama…

Yine de Aleviliğin kimyasını bozmak, para-pul, menfaat temini derken kirletip atmak istiyorsunuz! Görüyoruz; farkındayız! Toplum mühendislerinizin Tunceli Cemevi, Alevi Kültür Derneği, Garip Baba Dergâhı gibi Alevi kurum yöneticilerini ziyaret etmesi ve dağarcıklarına “yalancı emzik-sahte gülücük” doldurarak “ikna” turuna çıkması, bu anlayışınızın tezahürüdür.

Aynı değiliz, aynileşmek de istemiyoruz! Bilin…

LAİKLİKTEN ÖDÜN VERMEK İNTİHARDIR!

Laik-seküler yaşamın değerini, sırtını devletin hazinesine dayayan din tacirleri değil, laikliğin tarihine, değerine, ödenen bedellere ve aşamalarına teorik ve pratik anlamda vakıf olanlar iyi bilecektir. Laiklik; inancı siyasetten, ticaretten, paradan uzak tutmak, özgün yaşamaktır. Bu ilkeyi göz ardı etmeniz halinde inanç ticarileşir-kirlenir, yönetim teokrasiye, yöneticiler diktatörlüğe dönüşür ve din (İslam), şimdi olduğu gibi hacının-hocanın, diktatörün çıkar aracı olur…

Bakın; Ortadoğu ve tüm İslam coğrafyasında birbirini boğazlayanların tamamı Müslüman’dır: Tamamı camiye gider, tamamı Ramazan Orucu tutar, tamamı Hacca gider, tamamı Kuran-ı hak, Peygamberi İslam’ın elçisi bilir… İsrail’e karşı Filistin halkının yanında olduğunu söyler, Amerika’ya “şeytan” der…

Ama neredeyse yine tamamı ABD, İsrail ve Batılı emperyalistlerin yedeğindedir. Onların çıkarı için çatışır, onların çıkarı için birbirini öldürür! Çünkü halk eğitimsiz-cahil, yönetimler haindir! Halk; aklı dışlamış, laikliği hiç tanımamış, bilime sırtını dönmüş, laik ülkelerde sığınmacı, deryalarda yem olmuştur. O halde laiklik değerlidir; barış, refah ve ekmektir aslında…

Sünni Müslüman kardeşim (evet, kardeşimsin); yazılanlar yalan mı? Bugünün Türkiye’sinde böyle yazılar yazmak kolay değildir. Ben, eza-cefayı göze alarak “düşün” diye yazıyorum, sen ise “acaba” bile demeden küfrediyorsun! Yapma…

Yapma!

Kısmen laik olan Türkiye, bu değerli kazanımını koruyamaması halinde yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi mezhep kavgasına sürüklenir, beka sorunu yaşar; önce Aleviler, demokratlar, milliyetçiler tükenir, sonra da kendilerine “çok iyi Müslümanız” diyen IŞİD’vari çeteler birbirini tüketir. Ve bu coğrafyada İsrail-ABD projesi gerçek olur.

BOP dediğimiz tuzak tam da budur!

“Yönetim zaten teokrasiye dönüşmüştür, devlet laik değildir, boşuna konuşuyorsun; Diyanetin, Zorunlu Sünnilik Derslerinin olduğu bir ülke nasıl laik olur” denildiğini biliyorum. Haklısınız ama unutmayın, Anayasada halen laik devlet olduğumuz yazılı ve bu kazanım halen çok değerli. Burası Türkiye Beyler; mücadeleyi ve doğru yerde durmayı bırakmazsak, gün gelir laiklik aleyhine faaliyet yürüten bedbahtlar yargı önüne çıkar, “işlevsiz” dediğimiz o yasa maddeleri gereğince hesap verir…

Devlet -cemaat koalisyonunun yasaları araçsallaştırarak, Diyanet, Zorunlu Din Dersi, İmam Okulu gibi Sünni oluşumları devletten beslemeleri, maaş ve bütçelerinin yasal-meşru olduğu anlamına gelmez.

“DEDELERE MAAŞ, CEMEVİNE BEDAVA ELEKTRİK”

Ben neden caminin giderini, imamın maaşını ödeyeyim, bana ne camiden… Cemeviyle uzak-yakın ilgisi olmayan yurttaş neden cemevinin elektrik giderini, dedenin maaşını karşılasın, ona ne cemevinden? İnsanları ibadete ve ibadethanenin giderini ödemeye zorlamak, “ödeyeceksin” demek, nasıl bir körlüktür, nasıl devlet adamlığıdır yahu! Sen inançlı biriysen, sana ibadethane gerekliyse, önemli ve kutsalsa, neden giderini kendin karşılamıyor, bana fatura ediyorsun?

İnancını, cebinden para vermeye değer bulmuyor musun?
Bedava olduğunda mı ibadet edeceksin?

Belki de ben su katılmamış bir dinozorum… Çünkü “herkes ibadetinin ve ibadethanesinin giderini cebinden karşılasın” dediğimde, “iyi ama biz de vergi veriyor, askerlik yapıyoruz; camiye veriyorsa cemevine de versin, devlet olanaklarından neden yararlanmayalım” diyen o kadar çok Alevi kardeşim var ki… Hem “laiklik yaşamsaldır” diyeceğiz, hem de “laiklik zaten hasta, bir tokat da biz atalım ki, ölsün!” anlamına gelen bir tutum alacağız; bu olmaz, yanlıştır…

Neden bu sorunları yaşıyor, taa AİHM’ne, yerel ve ulusal mahkemelere gidiyor, geriliyor, inancımızın varlığını ispat etmeye çalışıyor, ele-güne kepaze oluyoruz biliyor musunuz; çünkü laik- demokratik devlet kavramını, neye tekabül ettiğini bilmiyoruz. Bilenler de kulağının üstüne yatıp üç maymunu oynuyor. Yargıtay “cemevinin elektrik giderini de devlet ödesin” dedi ya, çocuklar gibi seviniyor, kanun önündeki eşitsizliğin çözüleceğini varsayıyor ve tam bir hayal dünyasında yaşıyoruz!

Kaldı ki, daha önce aldığımız yargı kararlarının uygulanmadığını, “O Alevidir” lafını, “ben Alevilerin neden başbakanı olayım ki” demecini, Yavuz Köprüsünü, Ebu Suud Caddesini de bildiğimiz halde… Bunları bilmiyorsak, Alevileri dışlamanın, ötekileştirmenin, hak ve hukuklarının gasp etmenin, ağız dolusu hakaret etmenin bir devlet politikası olduğunun yeterince farkında değiliz demektir…

O halde farkında olalım ve diyelim ki, eyyy; din-inanç alanı kamusal değil, bireyseldir; camiye de verme, cemevine de…

2014 yılında günlük beş vakit namazını camide kılanların toplam sayısı 1 milyon 416 bin 772 kişiymiş. (3) Bugün de muhtemelen 2 milyon kişidir… Devlet, 2 milyon kişiye 125 bin cami yapıyor, 150 bin kişi istihdam ediyor, tüm masraflarını da hazineden karşılıyor. Neden? Çünkü cami yasal ve din, devletin sırtında, yani cami (din) hizmeti kamu hizmeti sayılıyor. Belediye, hastane, yol, okul gibi…

Peki, ama cami herkese mi hizmet veriyor, herkes mi yararlanıyor? Hayır, sadece 2 milyon kişi!

CEMEVİ KAMUYA DEĞİL, ALEVİLERE HİZMET VERİYOR

Bi kere şu çelişki ve ikiyüzlülükten kurtulmalıyız; laikliğin yaşamsal olduğuna inanıyor muyuz, bunu gerçekten istediğimize kani miyiz? Laik devletin din ve inanç karşısında kesinlikle nötr kalmasını, bizim (Alevilerin); “camiye verilen hakların tamamının cemevine de verilmesine” dair talebimizin; camiye, cemaate, hocaya verilen ücreti meşrulaştıracağını da biliyorsak, neden “bize de verin” diyoruz?

Nerede kaldı tutarlılık, rıza şehri, ‘bir hırka bir lokma’ ilkesi…
Camiye verilene ben razı değilim; cemevine verilene de Sünni kardeşim razı değil…

YÖNETİCİ KARDEŞİM:

Bugünlerde gizli-saklı mekânlarda pazarlık yürüten dernek başkanı kardeşim; gel bu sevdadan vazgeç, inancımı kirletme, siyasete bulaştırma, ecdadımın kemiklerini sızlatma! Kimse senden cemevi istemiyor, isteyen de zaten cemevini kendisi inşa ediyor. Bir ağacın gölgesini, bir duvarın dibini ve yeryüzünün her bir köşesini ibadethane kabul eden Alevilerin öyle süslü, şaşaalı ibadethane talepleri de yoktur canım kardeşim, vazgeç; firavuna ve adamlarına eğilme, rezil rüsva etme!

Dedem;
İmamla aynileşme, sürüden olma, sana Şah Hüseyin, Şah Kalender, Hamdullah Çelebi gibi yaşamak ve haksıza-uğursuza, hırsıza karşı direnmek yakışır… Eline, diline, cebine haramı bulaştırma; Dar-ı Mansur-u, Seyyid Nesimi’yi düşün gül yüzlü dedem… Sen ki, inancımı bugüne taşımak uğruna büyük baskılara direndin, ezildin-yüzüldün, ser verip sır vermedin, sırrı faş etmedin!

Hocalara bak, imamları seyreyle; “kızına şehvet besleyen” sapıklara fetva veren “din âlimlerini” düşün! Para, çıkar, ranta, siyasete bulaşan; imama, din profesörüne, İslam’a yaptıklarına bak! Tamamı beytülmalden besleniyor dedem; sen hariç… Sen; rızasız lokma yemediğin, harama el atmadığın için farklısın… Meşrusun, laiksin, temizsin, eli öpülesi olansın…

Düşün, karar ver; seni sana, seni özüne havale ediyorum…
01.12.2018

Murtaza DEMİR

(1) http://www.cumhuriyet.com.tr/…/110…/Diyanet_e_dev_butce.html
(2) http://gazetekarinca.com/…/mebin-2018-butcesi-belli-oldu-e…/
(3) https://www.haberturk.com/…/1050703-turkiyede-cuma-namazi-k…#

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Hoş Geldin GGG MEDYA

X
Hoş Geldin GGG MEDYA
GGG Medya'ya Hoş Geldiniz.
WooChatIcon 0