Makale

Annelere

Bugün, sembolik de olsa annelere adanmış bir gün, "Anneler Günü", 10 Mayıs 2020.

Bugün, sembolik de olsa annelere adanmış bir gün, “Anneler Günü”, 10 Mayıs 2020.
Her dönemde olduğu gibi, dün de bugün de yarın da cefakâr, vefakâr, sevgi kaynağı varlıklardır anneler.
Sıra değişmiyor; kız çocuk olarak doğarlar, büyürler, evlenirler, anne olurlar önce, sonra anneanne ya da babaanne olurlar.
Bu döngü hep sürer gider.
Ailemin baş tacı annelerden bahsedeceğim bugün.
Önce “çok zor şartlarda” ifadesinin bile yetersiz kalacağı ortamda beni doğuran biyolojik annem Zarif anam (Bakınız, Işığı Arayan Genç Romanı), sonra hayatımın kilit taşı olan Remziye Hanım’ı doğuran Fatma anam, elli yıllık hayat arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, eşim Remziye anne ve onun evlatları olan yeni kuşak anneler Ayşe Yasemin ve Göksemin Anneler Günü’nüz kutlu olsun.
***
Rahmetle anacağım ilk iki büyüğümüzün nasıl analık yaptıkları, nasıl anne oldukları, ne denli çileler çektikleri ciltlere sığacak kadar geniş…
Bir o kadar da hüzünlü, acılı…
Bir o kadar da vefalı, sağduyulu, ferasetli, mütedeyyin oluşları…
Günümüz şartlarıyla kıyaslanamayacak kadar zor şartların çilekeş anneleriydi onlar…
Buna rağmen ölümüne çalışkan, üretken, gönlü zengin, sağduyulu, hoşgörülü, sevgi ve iyilik dolu, hep “veren el” oluşları onları her zaman herkesten farklı kılıyordu. Güzel insanlardı, Barak atlarına binip gittiler…
Rahmetle anıyorum her ikisini; Zarif anayı ve Fatma anayı… Tanrı’nın cennetinde özgün nimetleriyle kuşatılsınlar dilerim.
***
Remziye Hanım anne; hayatımın her aşamasında izi olan emektarım, vefakârım, cefakârım, çok zor sağlık sorunlarını aşarak, ölümü yenerek, hayata tutunarak, direnerek ayakta kalmayı başardığından beridir Tanrı ile olan sıkı diyalogu onu çok özgün ruh haliyle farklı yapıyor.
Bu Oruç ayında hazırladığı iftar ve sahur nimetleri için ona ayrıca müteşekkirim.
Çocuklarımın hem anası hem öğretmeni hem sevgi kaynağı olarak bugünlere kadar birlikte geldik, çok şükür…
Tanrı’m bugünleri aratmasın, ona sağlık yüklü bir ömür versin.
***
Ayşe Yasemin anne, çok uzaklarda, ülkeler ötesinde her an kulağımızın olduğu yerde; Timur, Berk ve Damla yavrularıyla ve tabii ki hayat arkadaşı Leo Bey’le hayatın her türlü zorluğunu yenmeye çalışıyor. Hekim olarak Covid-19 canavarıyla savaşıyor, Ülkesini onurlu duruşuyla, bilim kadını akademisyen özelliğiyle temsil ediyor. Çağdaşlığın simgesi, Ülkemin dışarıya açılan yüz akı penceresi… Yavrularıyla nice mutlu ve huzurlu bir ömür diliyorum Aybebeğim…
***
Küçük Doktorum Göksemin anne, iki yavrusuyla birlikte Covid-19 canavarıyla karşı karşıya… Sağlık Ordusunun mesaisiz bir neferi… Ne gecesi ne gündüzü belli, her an her yerden bu çağın vebası hortlayabilir endişesiyle tetikte… Çağdaş hayatın getirdiği zorlukları tek başına göğüslemeye çalışıyor. Çocuklarının hem annesi hem babası hem öğretmeni hem koruyucusu ve kollayıcı meleği ve ayrıca ondan şifa bekleyen hastaların hayata dönüşüm kaynağı…
Tanrı’mdan sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum Gökbebeğime…
***
Son cümle ile sevgili Remziye Hanım, Ayşe Yasemin ve Göksemin anneler sizler Tanrı’nın kutsallığında yaratıcılık özelliğine ortaklık yapmış, insan denilen varlıkların dünyaya gelmesine aracılık yapan ulvi değerlersiniz.
Annelik kutsallığıyla yoğrulmuş duygusallığı yaşadınız.
Mutlu ve huzurlu olun.
Evlatlarınızla doyasıya hayatı paylaşın.
Sevgiyi, sevmeyi, sevgiyi sevmeyi sevin ve paylaşın.
Sevgi yolunuza yoldaş, gönlünüze ve ruhunuza şifa olsun, sevgili anneler…
Sizleri seviyorum.
Anneler Günü’nüz kutlu olsun tekrar…

R. Demir (Covid-19 Ev Mahkûmu; 10.05.2020)
***
NOT: Ailemin dışında kalan, başta Gazi Paşa’yı doğurup Türk Milletine adayan rahmetli Zübeyde Hanım’a şehit ve gazilerimizin annelerine ve sayılamayacak tüm annelere sevgi ve saygılarımı demet demet, buket buket çiçek olarak sunuyorum, Anneler Gününü kutluyorum. (rd)

ANELER GÜNÜ ÇİÇEĞİ: Hem güçlü hem kırılgan hem seven hem sevilen.

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Prf.Dr. Ramazan Demir

Elazığ’ın Keban kazasına bağlı Gökbelen (Zırkıbaz) Köyünde 1947 yılında fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu, Keban Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okulunu bitirerek ilk ve orta öğrenimini sürdürdü; üstün başarılar göstermesi nedeniyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine (Sınıfı) seçilerek lise eğitimini tamamladı. İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji lisans eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, lise öğretmenliği ve idareciliği, Eğitim Enstitüsü öğretmenliği yaptı. 1974 yılında üniversiteye asistan olarak intisap etti; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde asistan olarak görevini sürdürürken, 1750 sayılı yasa hükümleri gereğince İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinde doktora yaptı. 1978 yılında Bilim Doktoru (PhD), 1982’de Üniversite Doçenti, 1988’de profesör oldu. Farklı ülkelerde değişik sürelerle NATO burslarıyla ve Federal Almanya’da DAAD burslarıyla bilimsel çalışmalar yaptı. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bilim alanıyla ilgili olarak birçok makale ve bildiri (470) ve kitaplarının (8) yanı sıra, SCI kayıtlı bilimsel yayınla (145) bilime katkı yaptı, birçok atıf aldı (2.320). Yayınları 46 ayrı Text Book’ta refere edildi, Text Book’larda adına şekiller, resimler, çizimler yer aldı. Yüksek bilimsel (H) Faktörüne (19) sahiptir. Uluslararası bilim merkezleriyle, ABD ve AB ülkelerindeki 8 ayrı üniversite ile ortak projeler yürüttü, AR-GE çalışmalarına katkı yaptı. Sağlık Bilimleri alanında "Bilim Ödülü", üniversite “Hizmet Ödülü”, TÜBA "Kitap Birincilik ve Üçüncülük Ödülü" sahibi olan Dr. Demir’in bilim alanın dışında yayınlanmış sosyal konuları kapsayan kitapları (12) ve çok sayıda fikir-düşünce makalesi (yaklaşık 1650) bulunmaktadır. Uzun süre Anabilim Dalı Kurucu Başkanlığı (25 yıl), Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (9 yıl), Üniversite Senato Üyeliği (9 yıl), 17. M. E. Şurası üyeliği görevlerinde bulundu. Tıp Fakültesi Elektron Mikroskop Görüntüleme ve Analiz (TEMGA) Ünitesinin kurucusu ve başkanlığı (2000-2006), Sağlık Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanlığı (1996-2000) görevlerini yürüttü. Anabilim dalında araştırma laboratuarları, embriyo-hücre kültür laboratuarları, embriy koleksiyonu ve üreme biyolojisi arşivi oluşturdu. Çoğu profesör ve doçent olan 12 akademisyen yetişirdi; binlerce hekimin yetişmesine katkı yaptı. Farklı üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde davetli konuşmacı olarak (Üniversitenin Sorunları ve Çözüm Önerileri, Akademik Nosyon, Bilimsel Yayınlarda Etik Sorunlar, Sağlık Bilimlerinde Araştırma Eğitimi, Ermeni İddiaları ve Cevapları, Cumhuriyete Kalan Miras, Feodalizm ve Dersim Olayları olmak üzere) çok sayıda konferanslar verdi. Antalya TRT yönetiminde uzmanlık alanıyla ilgili konuşmalarının yanı sıra,“bilimin ışığı” konulu programa sürekli (24 hafta boyunca) konuk oldu. Bilimi bir yaşam biçimi olarak seçen, bilimin hayatın gizemlerini çözmeye yönelik tek araç olduğuna inanan Dr. Demir, uluslar arası bilim kuruluşları olan; International Federation of Placenta Association (IFPA), New York Academy of Science (NAS), American Academy Association of Science (AAAS), European Placental Group (EPG), International Federation Society Association of Microscopy (IFSAM) ve Islamic Academy of Science (IAS) ile ulusal Türk Elektron Mikroskopi Derneği (TEMD) ve Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED) aktif üyesidir. Tarih, felsefe ve milli hassasiyet konularında araştırma yapmayı hobi olarak seçen Dr. Demir, ulusal ve uluslararası dergilerde editörler heyeti üyeliği görevini yapmaktadır. İki evladı, beş torunu vardır.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy