Makale

“Düğün değil bayram değil, DİB Kılavuz’u niye öptü?”

Şöyle başlayalım: DİB nedir, Kılavuz’a şeref bahşeden Ali Erbaş kimdir?

Sinem sizin için okusun
Harun sizin için okusun

“Düğün değil bayram değil, DİB Kılavuz’u niye öptü?”

Şöyle başlayalım: DİB nedir, Kılavuz’a şeref bahşeden Ali Erbaş kimdir?

DİB, gücünü siyasi iktidardan almasına karşın, iktidarın “Alevi düşmanlığını” ona katlayarak uygulamaya koyan ve bununla yetinmeyerek bütün devlet kurumlarını Alevi düşmanlığı güdüsüne motivasyon sağlayan kurumdur. Cami, mescit, müftülük, temsilcilik, Kuran kursu gibi uzantılarıyla, cumhuriyet döneminde yaşadığımız bütün Alevi katliamlarında bir şekilde rolü vardır.

Özelde Aleviliğin özgürleşmesi, ibadethanesinin yasallık kazanması, “Zorunlu Sünni-Selefi Derslerinin” kaldırılması, genelde ise eşit yurttaşlık, adalet, demokrasi, laiklik gibi medeni kazanımların karşısında durmaktadır. Kadını meta saymakta, cihadı ve biatı kutsamakta, cariyelik-kölelik statüsünün ötesini ve kadınsı istemleri “günah” olduğu savıyla reddetmektedir. Türkiye toplumu üzerinde mühendislik faaliyetleri-projeleri olan DİB, Sünnicilikle yetinmemekte, IŞİD paralelinde bir İslam anlayışı olan Selefiliğin inşası için seferber olmaktadır.

Başta Fetö örgütü olmak üzere medeniyet ve insanlık karşıtı bütün dini cemaatleri bünyesinde yeşertmiş, yeşertmeye devam etmektedir. “Alevi açılımı” sonrasında; “Aleviliği meşru bir inanç olarak kabul edemeyiz, cemevi mabet değildir, bu bizim kırmızıçizgimizdir” mealinde çıkışlar yaparak, bir bakıma hükümeti de aşan hadsizliğin odağıdır. Fitnenin, ayrımcılığın, bölücülüğün kaynağıdır.

Diyanet, daha önce yüzlerce defa yazdığım gibi gırtlağına kadar haram içindedir. Demokrat kamuoyunca tartışılmakta, meşruiyet sorunu yaşamaktadır. Diyanet mensuplarının evlerine götürdüğü ekmekte, yedikleri lokmada Alevilerin, demokratların, solcuların çok büyük payı vardır ve bu pay neredeyse yüzde elli oranındadır. Bünyesinde Alevi inançlı bir odacıya dahi yer vermemektedir. Sol kamuoyunun büyük bölümü ve Aleviler, kendilerinden “vergi” adı altında alınıp gericiliğin en dibi olan DİB’e aktarılmasına şiddetle karşı çıkıyor ve “haram olsun” diyor.

İşbu nedenle DİB mensuplarının evlerine götürdüğü lokma rızasıdır, haramdır. Haram üzerinde debelenen bir anlayıştan adalet ve insani tutum beklemek ise aptallık ötesi bir durumdur.

Bu kurum kötülüklerin odağıdır. Yaşamımıza, doğaya, dünyaya ve insanlığa kattığı hiçbir olumluluk yoktur. Bu gerçeğe karşın, yıllık 35 milyar liraya varan mezhepçi-gerici bütçeyi koordine etmektedir. Ortalama bir şeker fabrikası 500 milyon liraya satıldığına göre, AKP iktidarı, yılda 70 şeker fabrikası hacmindeki bir meblağı bu alana hasrederek kanımızı emmeye devam etmektedir.

Ali Erbaş adıyla maruf kişi ise gelmiş-geçmiş en gerici DİB başkanıdır! Umurunda olmasa da yediği ekmeğin, kullandığı bütçenin haram olduğunun bilincindedir.

DİB denilen kurumun özgün fotoğrafı bu…

Kılavuz ekibine sorumuz ise şu: DİB’i, temsil ettiği zihniyeti, Pir Sultan Abdal’ı, İmam Hüseyin’i bilir misiniz? O erenlerin duruşundan nasiplendiğinizi düşünüyor musunuz?

Gerçekten Aleviyseniz, bulduğu her fırsatta asan, kesen, yakan, derimizi yüzen, darağacına çeken anlayışı temsil eden, bin yıldan buyana durmadan zulmeden ve zulmetmeye devam eden DİB zihniyeti ile neden aynı kirli fotoğraf karesi içinde yer aldınız?

DİB’in amacı:
1- DİB kurumu, bu tür ziyaret ve görüşmelerle Alevilerin ve demokratların gözünde meşruiyet kazanmaya çalışmakta, bu amacını da Alevi kurumlarını, özellikle cemevlerini kullanarak gerçekleştirmek istemektedir.
2- Yeri geldiğinde “bak biz cemevini de ziyaret ettik” mugalâtasının-gevezeliğinin ve bugünlerde kotarılmaya çalışılan Alevilerden AKP’ye oy geçişine altyapı hazırlamakta, yani reel siyaset yapmaktadır. Eğer gönül gözümüzü açarak görmeye çalışırsak bunun onlarca emaresini görmemiz mümkündür

***
DİB’nı tanımak ve tahribatını anlayabilmek bakımından aydın olmaya ve hiç değilse son otuz yılda Aleviliğin özgürleşmesi adına verilen mücadeleyi ayrıntılarıyla anlamaya, o da yetmez bu mücadeleyi bilince çıkarmaya, kurumlaşmaya, kadrolaşmaya şiddetle ihtiyaç vardır. Ki, DİB ve benzer zihniyet dünyasının tuzaklarına düşmekten ancak o bilinçle kurtulmak mümkün olabilir.

Yeteneksiz, muhteris, ilkesiz, doğrultusuz, özellikle de inançsız adamlarla, sabah-akşam “kurum üzerinden nasıl ikbal sahibi olabilirim düşü görenlerle, hangi partiye yaslanır, Alevilerin örgütlendiği seti yıkar, mücadeleyi satarsam ne elde ederim” diyen anlayışlarla sürdürülen “mücadele” şekilde görüldüğü üzere, DİB’in bir işaretiyle yerle bir olmuştur. Kurumlar; Tunceli cemevinden, Kılavuz- DİB görüşmesine, “başbakana cem yapıyorum” acizliğine, “büyük” örgütçülerin “Reis ve adamlarıyla” gizli görüşme trafiğine değin tel tel dökülmektedir.

Alevi örgütleri yıllarca mücadele ederek, bedel ödeyerek, kor ateşlerde yanarak; faşizme, gericiliğe, DİB’e karşı bir set oluşturdu. Kimi dostlarımız, nerdeyse her hafta, karakola, savcılığa, hâkim önüne çıkarak, hapis ve para cezalarına çarptırılarak bu duruşun bedelini öderken ve bu mücadelede yapayalnız bırakılırken, kimi çürük elmalarda faşizme, gerici dalgaya-diktatörlüğe karşı oluşturulan bu seti tarumar etmenin çabası içinde… Seti-duvarı oluştururken, bilinçli-dirençli, inançlı olanların da “dostlar alışverişte görsün” kabilinden resim çektirenlerin de olduğunu biliyorduk. Nitekim duvardaki ilk taşı oynatan-gedik açan onlar oldu…

Aleviler değil ama Alevi örgütlülüğü siyaset pazarındadır dostlarım. Önce “Alisiz” fitnesinin pazarlayan; birliğimizi, dirliğimizi, iriliğimizi paramparça eden mihraklar, şimdi “cami-cemevi” projesinden daha tehlikeli bir mecrada, Aleviliğin içini boşaltmanın, direncini kırmanın, duruşunu çürütmenin çabası içindedir. Ancak sorunun arka planı, siyaset pazarında gördüğümüz piyonlardan ibaret değildir. Eğer Kılavuz-DİB görüşmesinin kendinden menkul ya da örgütün üst yönetiminden bağımsız bir görüşme olduğunu sanıyorsanız adamakıllı yanılıyorsunuz demektir. Meşveretin başı Nemrut kadıdır.

Peki, nedir bu yaklaşma-koklaşma, sempati durumları?
Amiyane deyimle “tarzan zor durumda…” Öylesine zor durumdaki, yıllardır zulmettikleri Alevilerden dahi medet umacak bir noktaya geldiler. Gerçek dindarlar, liberaller, milliyetçiler gemiyi terk etti. Şafi Kürtler ikircikli… Davutoğlu, Babacan gibi aktörler ciddi bir kopuşa işaret ediyor.

Tam da bu nedenle stratejik akıl, Alevileri keşfetti!

Baktı, araştırdı, inceledi… Gördü ki örgüt, Alevi-Kızılbaş tarihinden, mücadelesinden dahi habersiz; kof ve dirençsiz. Aleviler üzerindeki kuşatma-koparma harekâtına, önce en ucuz olan birimlerden başlamalarının nedeni bu…

Ve bir not: “görevlilerden” biri ve fitnenin mimarlarından olan Erdoğan Çınar nerelerde arkadaşlar; Pensilvanya’da olabilir mi?

25.09.2019
Murtaza DEMİR

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.

Kapalı
Kapalı