GGG MEDYA

GGG MEDYA

0%
Makale

“Harflerimizi Çaldılar”

“Harflerimizi çaldılar” diyen Tayyip Bey ya yanlış yönlendiriliyor ya da kasıtlı ve bilinçli olarak bunları söylüyor… Her ne hal ise, sonuç bilgisizliğin ya da başka amacın bir ifadesi olabilir. Bilemem. Doğru olanı açıklamak benim görevim, yapıyorum.

“Harflerimizi Çaldılar”
(YAZI YENİDEN OKUNMALI)

“Harflerimizi çaldılar” diyen Tayyip Bey ya yanlış yönlendiriliyor ya da kasıtlı ve bilinçli olarak bunları söylüyor… Her ne hal ise, sonuç bilgisizliğin ya da başka amacın bir ifadesi olabilir. Bilemem. Doğru olanı açıklamak benim görevim, yapıyorum.
@@@
Ne demektir “Harflerimizi çaldılar!”…
Açıklayalım da bilmeyen öğrensin…
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ulus devlet Türkiye Cumhuriyetini kurarken, en büyük savaşın cehaletle olacağını biliyordu.
Onun için cumhuriyetten 4 hafta sonra ilk kurdurduğu bakanlık Milli Eğitim bakanlığıdır.
Harf devrimi kaçınılmazdı.
Bunu yaptı.
Öteden beri Cumhuriyet ve Mustafa Kemal karşıtı odaklar, yeni Türk Alfabesini bahane ederek cumhuriyet devrimlerine ve kazanımlarına saldırmaktalar. “Harflerimizi çaldılar” ifadesi de bu saldırının bir başka yönden gelenidir.
Harf devrimine karşı olmak cumhuriyete, çağdaşlığa karşı olmak demektir.
&&&
Yeni Türk Alfabesi…
Şunun iyi bilinmesi gerekir; Yeni Türk Alfabesi “Latin Alfabesi” değildir!
Bugüne kadar hep böyle empoze edilmiş olsa bile değildir, yanlış biliniyor, ya da kasıtlı söyleniyor; bu söylemin ardına gizlenen ise (Latin=Gavur; Arap=Müslüman) çağrışımını, algısını yaratarak insanları yeni Türk Alfabesine karşı kışkırtma teamülü vardır, böyle süre gelmiştir.
Onun içindir ki Mustafa Kemal hiçbir zaman “Latin Alfabesi” ifadesini (bildiğim kadarıyla) kullanmamıştır.
Yeni Türk Alfabesi demiştir.
&&&
Neden Yeni Türk Alfabesi?
Çünkü harf devrimiyle kabul edilen alfabenin 14 harfi Gök Türk Alfabesinden alınmadır. Bunlara Mustafa Kemal (ç,ı,ş,ö) gibi özgün ve çok özel harfler de ilave ederek Yeni Türk Alfabesini oluşturmuştur.
Latin Alfabesi olsaydı, X, Q, W harflerini de alırdı, ama alınmamış!
“Harflerimizi çaldılar” ifadesi bundan dolayı yanlıştır.
&&&
Osmanlının kullandığı alfabe Arap Alfabesidir, kullanılan dil Türkçedir.
Mustafa Kemalin yaptığı, Türkçenin Türk Alfabesiyle yazılıp okunmasıdır.
Bu devrimi yapmıştır.
Harf devrimi yapılmadan Cumhuriyet yurdunda okuryazar oranı erkeklerde %7, kadınlarda %04… (binde dört)…
Bu rakamlara Anadolu’da yaşayan ve Müslümanlara göre daha eğitimli olan azınlıklar, gayrimüslimler (Rum, Yahudi, Ermeni, Süryani, Yezidiler) de dahildir!
Bu okuryazar oranına Arap alfabesiyle 620 yılda ulaşılmıştır!
&&&
Düşünelim bir an için, 620 yıl boyunca Anadolu’da okuryazar oranı ancak bu kadar olmuş!…
Kaldı ki bunların bir kısmı okuyor ama yazamıyor…
Felaketin daniskası bir tablo…
Cehaletin alası bir tablo…
Arap alfabesinin girdiği her şey “kutsal” kabul ediliyor…
Örneğin Arapça hikâye, fıkra anlatılıyor ya da şarkı söyleniyorsa bir yerde, kadınlar hemen örtünmeye kalkışıp kendilerince “Kur’an okunuyor” sanıp ibadete geçiyorlar!
Böylesine cahil bırakılmış bir toplum vardı Anadolu’da…
&&&
Harf devriminden sonra 1935 nüfus sayımında Türkiye’de okuryazar oranı ortalama %25 düzeyine ulaştı…
Cumhuriyet hükümetleri Ata’nın bıraktığı bu mirası devam ettirdiği için de bugün okuryazar olmayan belki çok yaşlı kuşak için söylenebilir…
Ya da taassup nedeniyle okutulmayan kız çocukların olduğu çok küçük bir oran…
&&&
Gazi Paşa Karatahtanın Başında…
Düşünelim; 620 senede %7 okuryazardan, 7-8 senede %25 okuryazar bir topluma…
Cumhuriyetin en büyük mucizesi işte budur…
Mustafa Kemal ilk önce Dolmabahçe’de kara tahtanın başına geçer ve yeni Türk Alfabesini tanıtır.
Sonra İsmet Paşa geçer tahtanın başına dilbilgisi kurallarını anlatır.
Millet mektepleri açılır, halk evleri açılır…
Mustafa Kemal yanında kara tahta ile yurdu dolaşmaya başlar…
&&&
Önce Tekirdağ’da millet mektebinde kara tahtada bir imama Kur’andan bir ayeti Arap Harfleriyle yazdırır…
Oradakilere okutur teker-teker…
Hepsi de farklı okur…
Ne anladıklarına gelince kimse doğru bir anlam veremez…
Bu kez imama Yeni Türk Alfabesiyle aynı ayeti yazdırır, herkese okutur, herkes de aynı şekilde okurlar ve çok kolay okurlar…
Çünkü dünyada yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan yegâne dil Türkçedir.
Bu da Türkçenin dil mucizesidir…
Devrimden sonra kısa zaman diliminde halk evlerinde 6.600.000 (altı milyon altı yüz bin) halk okuryazar olur, sanatın her dalında tiyatro, resim, müzik eğitimini alır.
&&&
Dedenin Mezar Taşı
“Dedemin mezar taşını okuyamadım” diyenlere de iki çift sözümüz var; şöyle ki; Arap Alfabesinin geçerli olduğu Osmanlıda kaç kişi okuyup yazabiliyordu ki dedesinin mezar taşlarını okusun?
Aynı sistem devam etmiş olsaydı, yani cumhuriyet olmasaydı, yine bu kafayla okuyamayacaktı…
Kaldı ki Arap alfabesinin zorluğu nedeniyle harf devrimi çalışmaları ta Abdülhamit döneminde başlatılmak istenmiş ama taassup engel olmuş hep, o günden beri harf devrimi gündemde kalmış…
&&&
Arap alfabesinin “İslam alfabesi” ile alakası yok, bu ifade de “Araplaştırma ve taassup” zilletine devam etme isteminden doğmuştur!
Çünkü İslam alfabesi diye bir alfabe yoktur.
Arap Alfabesini kullanan Yahudiler de, Hıristiyanlar da var…
İslamlık kullanılan alfabeyle mümkün olsaydı, ya da din mensubiyeti kullanılan alfabe ile ilgili olsaydı “Latin” alfabesini kullanan ülkeler, ya da insanların hepsi Hıristiyan olurdu…
&&&
Arap alfabesinden kurtuluş, çağdaşlaşmayı hızlandırdı, cehaleti azalttı.
Bugün hâlâ zaaflarımızla savaşılıyorsa, bunun sebebi yeni Türk Alfabesinin Arap alfabesinin yerine tercih edilmesiyle alakalı değildir.
Sadece bahanedir…
Arap Alfabesinin kutsallaştırılmasının ardında başka amaçlar olmalıdır…
Arapça şarkının söylendiği ortamda başını örterek ibadet konumuna geçen cehaletin egemen olduğu bir ortamda “Harflerimizi çaldılar” diyen zihniyet de prim yapar!
Bunu söyleyenin bir ülkenin başındaki sorumlu olması ise hiçbir şekilde mazur gösterilmesi mümkün değildir.
Tek kelime ile yazık!..
&&&
Sonuç olarak örgütlü cehalet egemen güç olduğunda, “âmâ” (kör) insanın eline satır verip kasaplık yaptırmaya benzer; önüne geleni nasıl ki doğrarsa örgütlü cehalet de toplumları dolayısıyla ülkeyi bölük pörçük doğrar!
Felaketin belirtileri işte bu cehaletin baş göstermesidir!

R. Demir (28.1.2014).

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Prf.Dr. Ramazan Demir

Elazığ’ın Keban kazasına bağlı Gökbelen (Zırkıbaz) Köyünde 1947 yılında fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu, Keban Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okulunu bitirerek ilk ve orta öğrenimini sürdürdü; üstün başarılar göstermesi nedeniyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine (Sınıfı) seçilerek lise eğitimini tamamladı. İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji lisans eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, lise öğretmenliği ve idareciliği, Eğitim Enstitüsü öğretmenliği yaptı. 1974 yılında üniversiteye asistan olarak intisap etti; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde asistan olarak görevini sürdürürken, 1750 sayılı yasa hükümleri gereğince İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinde doktora yaptı. 1978 yılında Bilim Doktoru (PhD), 1982’de Üniversite Doçenti, 1988’de profesör oldu. Farklı ülkelerde değişik sürelerle NATO burslarıyla ve Federal Almanya’da DAAD burslarıyla bilimsel çalışmalar yaptı. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bilim alanıyla ilgili olarak birçok makale ve bildiri (470) ve kitaplarının (8) yanı sıra, SCI kayıtlı bilimsel yayınla (145) bilime katkı yaptı, birçok atıf aldı (2.320). Yayınları 46 ayrı Text Book’ta refere edildi, Text Book’larda adına şekiller, resimler, çizimler yer aldı. Yüksek bilimsel (H) Faktörüne (19) sahiptir. Uluslararası bilim merkezleriyle, ABD ve AB ülkelerindeki 8 ayrı üniversite ile ortak projeler yürüttü, AR-GE çalışmalarına katkı yaptı. Sağlık Bilimleri alanında "Bilim Ödülü", üniversite “Hizmet Ödülü”, TÜBA "Kitap Birincilik ve Üçüncülük Ödülü" sahibi olan Dr. Demir’in bilim alanın dışında yayınlanmış sosyal konuları kapsayan kitapları (12) ve çok sayıda fikir-düşünce makalesi (yaklaşık 1650) bulunmaktadır. Uzun süre Anabilim Dalı Kurucu Başkanlığı (25 yıl), Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (9 yıl), Üniversite Senato Üyeliği (9 yıl), 17. M. E. Şurası üyeliği görevlerinde bulundu. Tıp Fakültesi Elektron Mikroskop Görüntüleme ve Analiz (TEMGA) Ünitesinin kurucusu ve başkanlığı (2000-2006), Sağlık Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanlığı (1996-2000) görevlerini yürüttü. Anabilim dalında araştırma laboratuarları, embriyo-hücre kültür laboratuarları, embriy koleksiyonu ve üreme biyolojisi arşivi oluşturdu. Çoğu profesör ve doçent olan 12 akademisyen yetişirdi; binlerce hekimin yetişmesine katkı yaptı. Farklı üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde davetli konuşmacı olarak (Üniversitenin Sorunları ve Çözüm Önerileri, Akademik Nosyon, Bilimsel Yayınlarda Etik Sorunlar, Sağlık Bilimlerinde Araştırma Eğitimi, Ermeni İddiaları ve Cevapları, Cumhuriyete Kalan Miras, Feodalizm ve Dersim Olayları olmak üzere) çok sayıda konferanslar verdi. Antalya TRT yönetiminde uzmanlık alanıyla ilgili konuşmalarının yanı sıra,“bilimin ışığı” konulu programa sürekli (24 hafta boyunca) konuk oldu. Bilimi bir yaşam biçimi olarak seçen, bilimin hayatın gizemlerini çözmeye yönelik tek araç olduğuna inanan Dr. Demir, uluslar arası bilim kuruluşları olan; International Federation of Placenta Association (IFPA), New York Academy of Science (NAS), American Academy Association of Science (AAAS), European Placental Group (EPG), International Federation Society Association of Microscopy (IFSAM) ve Islamic Academy of Science (IAS) ile ulusal Türk Elektron Mikroskopi Derneği (TEMD) ve Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED) aktif üyesidir. Tarih, felsefe ve milli hassasiyet konularında araştırma yapmayı hobi olarak seçen Dr. Demir, ulusal ve uluslararası dergilerde editörler heyeti üyeliği görevini yapmaktadır. İki evladı, beş torunu vardır.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.