Makale

Recep Tayyip Bey Neden Sessiz?

Recep Tayyip Bey Neden Sessiz?

Farkında mısınız?
İstanbul seçimlerinde, 31 Mart öncesinde, günde 9 ilçede miting yapan AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey, 23 Haziran seçimlerinde de aynı şeyi yapacaktı, fakat birden sessizleşti!
İstanbul sokaklarını süsleyen portre afişleri toplandı bir gecede…
Caddelerde Binali Beyle beraber asılı o resimleriyle karşılaşılmıyor!
Anlayacağınız gibi, AKP genel başkanı Recep Tayyip Bey artık yok meydanlarda! Büyük kayıp!
Acaba neden?
Bir sağlık sorunu mu var, yoksa başka sebepler mi var?
Bilinmiyor. Ancak bazı ihtimaller üzerinde analiz yapmak mümkün..
***
İstanbul Beledi Başkanlığı seçimi sırasında gösterdiği olağanüstü performansa, kullandığı devlet imkanlarına rağmen, sanki kendisi İstanbul BB olacakmış gibi tüm varlığını ortaya koymasına rağmen, seçimi kaybetti.
Yenilgiyi hazmedemediği için YSK üzerine kurduğu politik baskılar sonucu malum sonuç ortaya çıktı!
Peki şimdilerde neden sessiz?
Neden Binali Yıldırım’ı yalnız bıraktı?
***
Recep Bey’in çevresine bakınız, 17 sene önce beraber yola çıktığı arkadaşlarından kaç kişi yanında şimdi?
Nerede bay Arınç, nerede bay Şahin, nede bay Çiçek, nerede bay Gül, nerede bay Davutoğlu, nerede bay Atalay, nerede bay Babacan ve daha niceleri…
Yenilgilerine bir “günah keçisi” bulmakta marifetli olan AKP genel başkanı Recep Tayyip Bey, nasıl ki Suriye yenilgisini bay Davutoğluna, açılım-saçılım-hendek savaşları yenilgisini bay Atalay’a, Kürt konusundaki başarısızlığı bay Eker ve Barzaniye yüklediyse, tenzili rütbe ile İstanbul belediye seçimlerinde öne sürülen ama hep Recep Tayyip Beyin yarıştığı izlenimini veren yenilgiyi de Binali Beye yükleyecektir.
Kendini geri çekerek akıllılık ile kurnazlık arası bir eylemde bulunuyor. Ancak alınacak ikinci yenilgide Recep Beyin ne konuma getireceğini tahmin etmek güç değil.
Saklanmak, sessiz kalmak Recep Tayyip Beyi yenilgiden kurtarmaz! Tekrarlanan seçim kampanyasında Recep Beyin yer almaması işte bu yenilgiyi güya üzerinden atma kurnazlığıdır. Göreceksiniz bu eylemin sonuçları daha da derin izler bırakacaktır.
***
Balgat mukimlerinin kraldan daha kralcı olmalarının ardındaki şaibeli ilişkinin sebebini hiç bir gerçek ülkücü Türk milliyetçisi anlamış değildir.
Hatırlayalım; Bay Bahçeli İstanbul seçimi olmak üzere Türkiye’deki tüm mahalli seçimleri, muhtarlık seçimlerini de, “beka” melesi yapmıştı. O da artık yok ortada!
Beka kelimesini kullanmıyor!
Ne oldu?
***
Hani İstanbul’a “mitil” serip seçim için çalışacaktı!
Ne mitil var ne de sitil…
“Türkiye’de milliyetçilik” fikrine geçmişte her zeminde yakın duran bir MHP’ ye elli seneden beri oy verenler büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar. Milyonlarca insan var bu ülkede…
Bunun vebalı kime ait olduğu bellidir!
***
AKP genel başkanı Recep Tayyip Bey “23 Hazirana kadar miting yapmama kararı” almış! (basından bilgi).
İlginç bir karar!
Soru: “Recep Tayyip Bey neden bu kararı almış, neden saklanıyor? Neden sessiz?”
Recep Tayyip Beyin seçim kampanyasından uzak durmasının bir hikmeti olmalı!
Sağlık sorunları mı var?
Bu geçici bir taktik mıdır?
Muhtemel yenilgiye taraf olmak istemeyişi mıdır?
Toplumdan reaksiyon gördüğü için mi sessiz?
Tüm çabalara, vaatlere, dağıtılan milyarlara (kulislerden) rağmen anketler çok kötü olduğu için mi?
Yoksa son anda vurucu bir hamlenin ön hazırlığı mıdır?
***
Kanımıza göre, seçimde aldığı ilk yenilgiden sonra ikinci kez yenileceğini bilerek Binali Beyi kaderiyle baş başa bıraktı.
Adeta saklanan bir Recep Tayyip Bey modeli çıktı ortaya!
Sessiz kalmakla, saklanmakla yenilgiden kurtulabilir mi?
Hiç sanmıyorum.
***
Seçim sonuçları ne olursa olsun, Recep Tayyip Beyin nefesinin kesilmiş olduğu bir gerçektir. İstanbul BB yarışında kendisini ortaya koymuş fakat yenilmiştir. Yenildiğini, kurmaya çalıştığı “baskı rejiminin” ters teptiğini anlamış olmalı ki sessizliğe bürünüyor!
Ancak sonuçlar nasıl olursa olsun, kampanyada Recep Tayyip Beyin sessiz kalma biçimi, bunun çakma gerekçelerle izahı inandırıcı değildir.
Örneğin, bazı yörelerin insanının İstanbul’daki temsilcilerini salonlarda toplayıp “..bu seçim Başkanın seçimi değildir, onun yenilme seçimi değildir. Ona bir şey olmaz, yine başkandır. Bu seçim “Ümmetin seçimidir. kaybedersek ümmet kaybeder…” diye vatandaşın aklını çelerek oy devşirmeye çalışan troller ve aylıklı kişiler, muhtemel yenilgiyi Recep Tayyip Bey’den uzak tutmaya çalışmaktadırlar.
Bu yenilgi sezgisi, seçmen üzerinde çok farklı ve negatif etkisi olacağı varsayılıyor! Görünenden daha derin etkiler yaratabilecek türden sonuçların ufukta belirdiği kesindir.
Zira AKP kurucusu bazı şahısların ifadeleri, tahmin edilen çözülmenin çok daha güçlü bir sarsıntıyla gerçekleşeceğidir.
Recep Tayyip Beyin sessiz kalmasının ana sebebi; muhtemel yenilginin muhatabı olmamaktır!
Bunun sonuçları hem kendisinin hem de racon keseceği birilerinin “günah keçisi” olma ihtimalidir.
İstanbul seçimi, başta AKP genel başkanı Recep Tayyip Bey olmak üzere pek çok durumu gündeme taşıyacaktır.
Bedel ödeyecektir.
Şimdilik bu bedel ötelenmeye çalışılıyor!
***
Recep Tayyip Beyin bu sessizliğinin geçici bir taktik olup olmadığı çok yakında belli olur. Kimine göre ise bir hamlenin hazırlığı olabilir!
Nasıl bir hamle yapacağı merak konusu edenler çoktur.
Bana göre politik manevralarıyla tanınan Recep Tayyip Bey işin sonunu geldiğini biliyor, nefesinin tükenmiş olduğunun farkında!
Kendisinin dahil olmadığı bir kampanyanın daha başarılı olacağına asla inanmaz. Çünkü EGO’su yüksek ve güç zehirlenmesine uğrayan biri olarak tarihe geçerken, son mağlubiyetin omuzlarına yüklenmesini istemiyor.
Bunun için geri planda kalma kurnazlığını uyguluyor.
Böylece “günah keçisi” yaratmanın kolay olacağını biliyor!
Çünkü kamu yoklamaları tam anlamıyla negatif sonuçlarla mağlubiyetin ayak seslerini haber veriyor!
Son yıllarda yaşananlar ve ortadaki tablonun vahametini herkes fark ediyor. Bırakın kenarda duran muhalefet ve tarafsız gözlemcileri, yabancı diplomasiyi, ekonomisti, AKP’nin kurucu kadroları işin bittiğini söylüyorlar. Hata siyasi iradenin seçmenin yadırgadığı çok şeyi dile getiriyorlar. En koyu AKP’li seçmen bile; “.. Beyim bunlar hırsızın, yalancının önden gideni!.. Aldandık, kandık!..”
Diyebiliyorlar, önemli bir kırılma ve gelişme…
***
Yeni bir taktikle muhtemel yenilgiden Recep Tayyip Beyi korumak İçin başta yalaka basının yağlı yal kapıcıları olmak üzere, AKP içindeki bazı politikacılar büyük bir telaşın içindeler.
Recep Tayyip Beyi korumak ve karizmayı çizdirmemek için yeni taktikler aranıyor fakat sonuca gidilemiyor! Özellikle tarikatlar, cemaatler, diyanetin bazı mensupları ve meleler din silahını kullanarak sonuç almak istiyorlar! Öncelik budur!
***
Diğer bir varsayım ise Recep Tayyip Beye partisi içinden kurulan bir tuzak ihtimalidir. İstanbul seçiminin tekrar ettirilme sebebi, Recep Tayyip Beyin nefesini kesmek için AKP içindeki gizli bir elin müdahalesi, taktiği olup İmamoğlu karşısında yenilgiyi tattırıp cumhurbaşkanlığını tartışmaya açmaktır.
Recep Tayyip Beyin güç zehirlenmesi yaşadığını düşünen idrak sahibi herkes anladı. En yakınındakiler de anladılar.
Bu güç zehirlenmesi yenilmeyi tattırıyor.
Karizma çizdiriyor!
Kaçınılmaz sonuçtur!

R. Demir (13.06.2019)

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Prf.Dr. Ramazan Demir

Elazığ’ın Keban kazasına bağlı Gökbelen (Zırkıbaz) Köyünde 1947 yılında fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu, Keban Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okulunu bitirerek ilk ve orta öğrenimini sürdürdü; üstün başarılar göstermesi nedeniyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine (Sınıfı) seçilerek lise eğitimini tamamladı. İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji lisans eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, lise öğretmenliği ve idareciliği, Eğitim Enstitüsü öğretmenliği yaptı. 1974 yılında üniversiteye asistan olarak intisap etti; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde asistan olarak görevini sürdürürken, 1750 sayılı yasa hükümleri gereğince İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinde doktora yaptı. 1978 yılında Bilim Doktoru (PhD), 1982’de Üniversite Doçenti, 1988’de profesör oldu. Farklı ülkelerde değişik sürelerle NATO burslarıyla ve Federal Almanya’da DAAD burslarıyla bilimsel çalışmalar yaptı. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bilim alanıyla ilgili olarak birçok makale ve bildiri (470) ve kitaplarının (8) yanı sıra, SCI kayıtlı bilimsel yayınla (145) bilime katkı yaptı, birçok atıf aldı (2.320). Yayınları 46 ayrı Text Book’ta refere edildi, Text Book’larda adına şekiller, resimler, çizimler yer aldı. Yüksek bilimsel (H) Faktörüne (19) sahiptir. Uluslararası bilim merkezleriyle, ABD ve AB ülkelerindeki 8 ayrı üniversite ile ortak projeler yürüttü, AR-GE çalışmalarına katkı yaptı. Sağlık Bilimleri alanında "Bilim Ödülü", üniversite “Hizmet Ödülü”, TÜBA "Kitap Birincilik ve Üçüncülük Ödülü" sahibi olan Dr. Demir’in bilim alanın dışında yayınlanmış sosyal konuları kapsayan kitapları (12) ve çok sayıda fikir-düşünce makalesi (yaklaşık 1650) bulunmaktadır. Uzun süre Anabilim Dalı Kurucu Başkanlığı (25 yıl), Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (9 yıl), Üniversite Senato Üyeliği (9 yıl), 17. M. E. Şurası üyeliği görevlerinde bulundu. Tıp Fakültesi Elektron Mikroskop Görüntüleme ve Analiz (TEMGA) Ünitesinin kurucusu ve başkanlığı (2000-2006), Sağlık Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanlığı (1996-2000) görevlerini yürüttü. Anabilim dalında araştırma laboratuarları, embriyo-hücre kültür laboratuarları, embriy koleksiyonu ve üreme biyolojisi arşivi oluşturdu. Çoğu profesör ve doçent olan 12 akademisyen yetişirdi; binlerce hekimin yetişmesine katkı yaptı. Farklı üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde davetli konuşmacı olarak (Üniversitenin Sorunları ve Çözüm Önerileri, Akademik Nosyon, Bilimsel Yayınlarda Etik Sorunlar, Sağlık Bilimlerinde Araştırma Eğitimi, Ermeni İddiaları ve Cevapları, Cumhuriyete Kalan Miras, Feodalizm ve Dersim Olayları olmak üzere) çok sayıda konferanslar verdi. Antalya TRT yönetiminde uzmanlık alanıyla ilgili konuşmalarının yanı sıra,“bilimin ışığı” konulu programa sürekli (24 hafta boyunca) konuk oldu. Bilimi bir yaşam biçimi olarak seçen, bilimin hayatın gizemlerini çözmeye yönelik tek araç olduğuna inanan Dr. Demir, uluslar arası bilim kuruluşları olan; International Federation of Placenta Association (IFPA), New York Academy of Science (NAS), American Academy Association of Science (AAAS), European Placental Group (EPG), International Federation Society Association of Microscopy (IFSAM) ve Islamic Academy of Science (IAS) ile ulusal Türk Elektron Mikroskopi Derneği (TEMD) ve Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED) aktif üyesidir. Tarih, felsefe ve milli hassasiyet konularında araştırma yapmayı hobi olarak seçen Dr. Demir, ulusal ve uluslararası dergilerde editörler heyeti üyeliği görevini yapmaktadır. İki evladı, beş torunu vardır.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.