Sağlık

YAKTIN BİZİ KORONA

Dünyaya bir atom bombası gibi düşen Korona virüs belası, birçok ülkede 9 şiddetinde deprem yarattı

YAKTIN BİZİ KORONA

Süleyman Güdül

Dünyaya bir atom bombası gibi düşen Korona virüs belası, birçok ülkede 9 şiddetinde deprem yarattı. Bu deprem neticesinde, birçok insan hayatını kaybetti ve kaybetmeye de devam etmektedir.

Maalesef bizim ülkemiz, ilk başlarda zelzelenin şiddetini göremedi ve işi ağırdan aldı. Sonra Korona virüs fırtınası ülke genelinde esmeye başlayınca, yetkililer paniğe kapıldığından attıklar adımların nasıl atıldığının hesabını yapmakta geç kaldılar. Buda birçok insanın ölümüne neden olmuştur.

İlk başta alınması gereken tedbirler hafife alınarak gerekli adımlar hızlı şekilde atılmamış ve sonradan ateş bacayı sarmaya başlayınca tedbirler alınmış ama, bu seferde evdeki yangın görülmeyerek, komşunun evi kurtarılmaya çalışılmıştır.

Ülke genelinde, sağlık malzemesi noksanlığından bahsedilirken, birde ne görelim hükümet kendi insanlarına lazım olan tıbbi sağlık malzemelerini, uçaklara doldurarak başka ülkelere göndermekte. Buda, ülke genelinde Korona virüse yakalanan ve ölenlerin çoğalmasına neden olmuştur. Eve lazım olan dışarıya haramdır demeden. Müslüman olan bunu düşünmeli.

Halbuki, önce kendi vatandaşlarının hatalıktan korunması düşünülmeli ve sonrada komşuya yardıma koşulmalıdır.

İki ayı geçkin bir zamandır, en büyük tedbir olarak 65 yaş üstü vatandaşlar Korona virüsten koruna bilmek için, adeta ev hapsinde koruma altına alınmıştır.

Bunlardan biride benim. Tam 2 ay hiç sokağa çıkmadım. Yalan konuşmamış olim,  1 Nisanda eşim öldü onu mezara koymak için gittim ama, ertesi gün mezar ziyaretime izin vermediler. Böylece günlerdir evde tek başıma yaşamaktayım.

Hükümet ve belediye ilgilileri Tv. lere çıkarak, evlerde yaşamaya mahkum ettikleri yaşlılara her türlü yardımı yaptıklarından övünerek bahsetmektedirler. Nedense bugüne dek hiçbir hükümet ve belediye yetkilisinin kapımı çaldığını görmedim. Defalarca telefon ederek maske talebim oldu ama, duyarlı olan bir kuruluşu da göremedim. Pazar günü dışarı çıkma iznini, “yürüme mesafesi olarak” verdiklerinden ve yürüme mesafesinin ne kadar olduğunu belirtmediklerinden, 3 gün üst üste 155’i arayarak, “Pazar günü eşimi ziyaret etmek istiyorum. Yürüyüş mesafesi ne kadar ?, mezarlık evimden 1,5 kilometre uzaklıkta gidebilir miyim ?” diye müsaade istedim. Kanun dışı bir hareketim olmasın diye. Benim telefonumu aldılar ama, Pazar günü saat 11 de dışarı çıkana kadar, bana cevap vermediler. Ben dışarıda iken bana mesajla “Talebiniz uygun görülmemiştir” diye mesaj atmışlar. Ölen eşime bile saygı duyulmadığını gördüm. Adeta devlet beni gözden çıkartmıştı. Çünkü, bugüne kadar 65 yaş üstü insanlara her türlü yardımı yapıyoruz diyenler, nedense benim kapımı hiçbir konuda çalmamışlar ve ben o bahsedilen yardımların hiç birini görmedim. Bu memlekette,Eşimi mezarında ziyaretime bile müsaade etmemişlerdir.Yoksa ben başka ülkede mi yaşıyorum ?.

Bizi haftalardır evde tutan ilgililer, bize hiçbir konuda eğitim vermediklerinden, bacaklarım açılsın diye yol boyu yürüdüğümde, yol kenarlarında oturan yaşlılar ve hatta dengesini sağlayamadığından yerde yuvarlanan yaşlılara rastladım. Ben bile iki kez yere düştüm. Evde dura dura bacaklarım vücudumu taşıyamaz olmuş. Bu konularda zorunlu ikamete tutulan 65 yaş üstü insanlara, ilgili doktorlarca tv.lerden yürüyüş eğitimi verilemez mi ?. Nerede kaldı  Evde ağlık Hizmetleri, nerede kaldı Aile Hekimleri, çok mu zor bu yaşlıları bir kez ziyaret etmeleri ?. Yollarda herhangi bir kazaya sebebiyet verilmemesi için, bu kuruluşlar yaşlıların yanında olmayacakta ne zaman olacaklar ?.

Şimdi 65 yaş üstündekiler tek bir şarkı sözü biliyorlar. “Yaktın bizi Korona.”

 

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM

Sende Bekleseydin

Temel birgün Dursun’a:

-“Ula ben seni minareden atar, iner assağu tudarum” demiş.

Dursun da tutamayacağını söylemiş ve iddiaya girmişler:

Minareye çıkmışlar, Temel Dursun’u tuttuğu gibi boşluğa sallamış ve hızla minaraden inmiş. Dursun yerde can çekişir bir vaziyette Temel’e sitem etmiş.

-“Ula hani tudayidun peni?”

Temel:

-“Ne diyun da , sen de yavaş inup da pekleseydun.”

Leave your vote

Etiketler
Daha Fazla Göster

Süleyman Güdül

Ben, aslen Alucra’nın koman köyü ışıklar mahallesinden,Osman Güdül den olma, aynı köyün Petek sülalesinden Hüsnügül Güdül den doğma olup , 16.08.1945 nüfus kütüğüne kız kardeşim ile ikiz olarak yazılmıştır. Babam rahmetli Osman Güdül, din konusunda oldukça bilgili olup Farsça ve Arapça lisanlarına da en az Türkçe kadar vakıf olmasından dolayı, başkalarının tercümelerinden ziyade kendi yorumlarıyla etrafına Kuranı ve dini anlatmaya çalışırdı. Herkes tarafından sevilen sayılan, dinsel konularda oldukça bilgili bir kişi olmasında dolayı, mutaassıp gurup tarafından “ Şıh Osman ” olarak adlandırıldığı halde, kendisi müthiş bir Atatürkçü ve demokrat bir düşünceye sahip olmasından dolayı bu lakabı asla kabul etmemiş, sadece insanları kırmamak için o şekilde hitap etmelerine müsaade etmiş olup, eski bir koyu Demokrat partili olmasından dolayı da, siyasi görüşlüler arasında kendisini “Demokrat Osman” olarak anarlardı. Her oturduğu kahvehaneye kütüphane koyduran ve her konudaki kitabı kuran gibi ezberlemeden asla kütüphanedeki yerine koymayan, bir zat olarak da anılırdı. Ben bu ailenin 7 çocuğunun ilki olarak dünyaya geldim.. Çocukluk ve gençlik yıllarımın tamamı Samsunda geçti. Bütün kardeşler Samsun doğumlu olup, kütük Samsun olmasına rağmen, maalesef benim doğum yerim Koman olarak kayıtlara geçmiştir.. İlk okulu Samsun Dumlupınar ilk okulunda ve sonrada Samsun Ticaret Lisesinde okudum. Yıllarca üniversiteye gitmeyi hiç arzulamadım. Yüksek mevkilerde olduğum sürelerde dahi, üniversite diplomasına hiç ihtiyacım olmadı. Fakat şu an Anadolu Üniversitesi Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. 1955 yılında ilk olarak, Samsun’da bir mahalli gazetenin okul muhabirliğini üstlendim. Hayatım boyunca Türk Basının bir neferi olarak çeşitli gazetelerde çeşitli görevlerde bulundum ve 30 yıldır da bazı gazetelere köşe yazarlığı yapmaktayım. Uluslar arası çıkan bir gazetenin de yazarlığını ve Türkiye temsilciliğini yaptığımdan dolayı, dünyanın birçok ülkesinde, gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları sayesinde oldukça yüksek sayıda okurum mevcut. Bazı ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığım gibi bölge temsilciliklerim de olmuştur. Ayrıca, Ankara rüzgarlı sokakta bulunan Halkçı matbaasında bir firma adına Türkiye Müteahhitlerinin Sesi Gazetesini çıkartım. 1973 yılında birkaç arkadaşımla birlikte ilk defa Karadeniz Gazetecileri Cemiyetini Samsunda kurulmasına öncülük yaptım ve yönetiminde aktif görev almıştım. Gazetelerde yayınlanmış hikaye ve romanlarımın yanı sıra baş rolünü oynadığım Foto romanım da bir mahalli gazetede yayınlandı. Ayrıca bazı romanlarımda kitap olarak satışa sunulmuştur. Yıllar önce Kelebek gazetesinin açtığı bir yarışmada, fotoroman hikayesi ve senaryosu dalında 2.çilik ödülü aldım. Sinema film senaryo yazma tekniği konusunda hocam rahmetli Bülent Orandan çok şeyler öğrendim. Talebelik dönemlerinde Samsun radar üssünde çalıştım ve sonra bazı nedenlerden dolayı bir müddet İstanbul da yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştım. 1965 yılında Askerlik nedeniyle İstanbul hayatını noktalayarak Samsun ’a döndüm. Bir yıl askerliğini önemli bir nedenden dolayı erteleyerek 1966 yılında Deniz Kuvvetlerinde askerlik görevini Denizci çavuş olarak Nusret gemisinde tamamladım.. Askerlikten döndüğümün haftasında, Samsun radarı personel müdürü tarafından Sinop ’ta ki radar üssünde göreve başlatıldım. Böylece askerlik dönüşü iş bulamam korkusu yaşamadım. Askerliği esnasında, ( 7.7.1967) nişan ve nikahını Ordunun Mesudiye ilçesinden olan Amil Türk kızı Şakire Güdül ile gerçekleştirdim. Sinop’ta işe başlayınca, Sinop Radar üssü Personel Amiri sayın arkadaşım Yalcın İpbüken’in tavsiyelerine uyarak, aile arasında gerçekleştirdiğim bir törenle, evlilik yaşamına ilk adımını attım. Sinop Amerikan radarında ki çalışma hayatımın yanı sıra, Yeni İstanbul ve Hürriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaparak da sürdürdüm. Önemli haberlere imza attım. Bilahare Türk Haberler Ajansına muhabir olarak geçtim. 1973 yılında Sinop radarındaki işimden ayrılarak Samsuna yerleştim ve tamamen gazetecilik mesleğini yapmaya başladım. Bir mahalli gazetede idare müdürü ve köşe yazarı olarak ve THA muhabiri olarak görevimi sürdürdüm. 1975 yılında rahmetli Faruk Sükan 'ın davetlisi olarak Ankara ya çağrıldım. Demokratik Partinin yayın organı olan Zaman gazetesinin Karadeniz Bölgesi sorumlusu oldum. Daha önce çalıştığım Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi tarafından acilen Ankara’ya davet edildim. Ankara ya geldiğimde aldığım bir teklifle gazetecilik mesleği bir müddet noktaladım. Çünkü 3-4 gün içinde Suudi Arabistan’da görev başında olmamı istemişti. Artık benim için yeni bir hayat başlamıştı.. Amerikan şirketinin Suudi Arabistan da bulunan genel müdürlüğünde personel genel müdür yardımcısı olarak göreve başladım ve sonra ki yıllarda daha üst makamlara çıkarak 1978 yılında şirket bünyesinde, yılında adamı unvanını aldım. Genel merkezde tek Türk olarak görev yaptım, Türkler ve diğer ülke işçileri hep Bölgelerde çalışıyorlardı. Bilahare, Amerikan Hava kuvvetlerine ait Northrop firmasında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum. Suudi Arabistan ’a gitmemle Ailem de de Antalya ya yerleşmiş oldu. 1979 yılında Suudi Arabistan’da ki görevimden , Türkiye’de halletmesi gereken bazı işlerim nedeniyle, görevimden istifa ederek Antalya ya döndüm ve BİGS inşaat şirketini kurarak inşaat hayatına atıldım.Tam 30 yıl inşaat müteahhitliği yaptım. 8 dönem Antalya İnşaat müteahhitleri Derneği Genel Sekreterlik görevini yaptım ve bazı gazetelere köşeler yazmaya başlamış oldum. Belediye meclis üyeliğinin yanı sıra ticaret odası yönetiminde de görev aldım. Siyasi hayatına DYP. de devam ettim ve GP. Merkez İlce Başkan yardımcılığı ile de, noktalamış oldum. Çalışma, Görev ve Turistik olmak üzere tam 51 ayrı ülkede bulundum. İngilizce ve birazda Arapça bilirim. 4 kız, 1 oğlum ve 7 torum var. 2008 yılında ticari hayatımı noktalayarak, sadece çeşitli gazetelere köşe yazıları ve roman yazarak iki yıldır Alhzaimer ve Parkinson hastası olup iki defa beyin kanaması geçirdikten sonra yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren eşime yardımcı olarak günlerim geçmekte. Aktif bir yaşamı severim. Ayrıca ben ve eşim, hayvanlara tutkumuzdan dolayı da, halk tarafından tanınmaktayız. Antalya’da yaşıyorum ve dostlarıma kapım her zaman açıktır. Her konuda insanlara yazılarımla yardımcı olmak isterim. İsteyen, e-mailimden bana ulaşabilir. suleymangud@yahoo.com.

Yorumun nedir ?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Giriş Yap

Şifreni mi Unuttun ?

Henüz bir hesabınız yok mu ? Kayıt Ol

Şifreni mi Unuttun ?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş Yap

Privacy Policy